Hastane koridorlarında özellikle de acil servislerinde bir bela var: Magandalık

Canı yanıyor Türkiye’nin…

Korona belası yüzünden…

Oysa…

Hastanelerin koridorlarında…

Özellikle de acil servislerinde başka bir bela var…

Adı; magandalık!

Hoş, her alanda onları görmek mümkün ama…

Dört yıldır…

Hasta yakını ayaklarında özellikle sağlıkçılara dadandılar…

Tepeleri atıyor; kaş, göz demeden…

Doktora, hemşireye, hademeye hatta güvenlikçiye dalıyorlar!

Şikayetçi olsan ne yazar; iki saat sonra hepsi serbest!

Biz, illetçe…

İşte böylesi asabi ortamda…

Korona belasıyla canı pahasına savaşan sağlıkçının…

Kafasının gözünün yarılmasını…

Ne yazık ki, sadece seyrediyoruz…

***

Sağlıkta şiddet oranları 2020’nin ilk altı ayında…

Son 11 yılın en yüksek seviyesinde dolaşıyordu…

Şimdi daha da azdı…

Şiddet en çok acillerde ve aile sağlığı merkezlerinde yaşanıyor…

***

Başka ülkelerde var mı?

Var ama bizdeki kadar değil…

Üstelik…

Doktora el kaldıranının…

Bir daha iki yakası bir araya gelmiyor!

Hatta uzun süre “güneş yüzü” göremiyor!

Çünkü cezalar çok ağır…

Mesela…

Avustralya’da hastanelerin civarındaki duvarlarda…

Şu yazıyı okuyorsunuz:

“Eğer bir hemşireye, doktora ya da bir ambulans görevlisine saldırmakta sakınca olmadığını düşünüyorsanız size etraflıca düşünebilmeniz için 14 yıla kadar zaman veriyoruz (yani 14 yıl hapis cezası!)…”

***

Bu güzel memlekette…

Aklı başında birisi…

Yakınının “canına can katmaya çalışan” bir doktoru…

Neden ayağının altına alıp paspas yapmak ister?

***

Bozulma nasıl başladı, diye soracak oldum…

İzmir’in önceki Tabip Odası başkanlarından Dr. Suat Kaptaner’e…

Hataları ve sonuçlarını sıraladı…

***

Sağlık sisteminin yükü zaten ağırdı…

Tercihler yanlış yapıldı…

Birinci basamak temel sağlık hizmetleri ile…

Koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi gerekirken…

Tedavi hizmetlerine, yani…

Hastane hizmetlerine ağırlık verildi…

Bu hassas konuda…

Öncelikle özel hastaneler teşvik edilirken, kamu hastaneleri ihmal edildi…

Bugün Tıp Fakültesi Hastaneleri borç içinde yüzüyor…

Öyle ki…

Bu durum…

Tıp Fakültesi Hastaneleri’ne hizmet veren…

Malzeme şirketlerine saç-baş yolduracak düzeye geldi…

Oysa bilimsel bir gerçektir ki…

Hastalıkların yüzde 75 ila 80’i birinci basamakta çözülür…

An itibarıyla…

Bizim Sağlık Politikamızda basamaklı hizmet kaldırıldı…

Kaldırılınca ne oldu?

Şu oldu:      

Gribal enfeksiyonlu hasta…

Üçüncü basamak hizmet vermesi gereken…

Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gider oldu…

Böylece hastane yoğunluğu “taşınamaz” biçimde arttı…

Ayrıca…

Devlet Baba’nın “sağlık harcaması” tavan yaptı…

***

Önce “havalar” ne güzeldi!

Hastalar…

İstedikleri sağlık kurumuna başvurabilince…

Çok mutlu oldular…

Ancak…

Bir süre sonra…

Yoğunluk nedeniyle beklemeler arttı…

Beklemeler artınca da…

Peşinden sağlıkçıya şiddet geldi…

Böylesi garip düzeni anlatan güzel bir özdeyiş vardır…

Bilirsiniz…

“İnsanın neresi acıyorsa canı oradadır!” derler…

Ve

Ne zaman ki…

Hasta yakınları doktor-hemşire dövmeye başladı…

Bu özdeyişin doğruluğunu bile fark edemez hale geldik!

***

Sağlıkçı Cephesi’nde de işler iyi gitmiyordu…

Memnuniyetsizlik giderek arttı…

Şikayet hattı kuruldu…

Bir çok sağlıkçıya, yağmur gibi sorgu – sual – ceza yağdı…

Sağlıkçının ruhu daraldı…

Tartışmalar arttı…

Doktorlar, bunca sıkıntının arasında…

Polikliniklerde sekretersiz, hemşiresiz çalışmaya mecbur bırakıldı…

“Yeterince hasta bakamıyorsun!” baskısı…

Adeta üstüne tüy dikti!

Çelik gibi sinirleri bile gevşetti…

Pandemiden önce…

Hekimler aleyhine atıp-tutanlar yüzünden…

Şiddet daha da körüklendi…

Doktor hataları…

İyice araştırılmadan medya’da boy boy yer aldı…

Sonunda…

Personel yetersizliğinin faturası…

Sağlıkçılara “tekme – tokat” olarak geri döndü…

***

Şiddeti önlemek için uzun süre yasal önlem alınmadı…

Ama daha acıklı bir şey var…

Sağlıkçıya şiddetin önüne geçmek için çıkarılan yasa maddeleri…

TCK’ya (Türk Ceza Kanunu) konulacağı yerde…

Sağlık Hizmetleri Temel Yasası’nın içine yerleştirildi…

Hâkimlerin büyük bölümü…

Ceza vermek için “o yasa”ya bakmıyor…

Doğrudan TCK’ya bakıyor…

Sonuç?

Saldırgan önce “rahatlıyor” sonra elini kolunu sallayarak evine gidiyor!

Ardından…

Aylar süren yargılama süreci başlıyor…

Final ise…

Cezanın ertelenmesi ile noktalanıyor…

Yanlış mı?

***

Sağlık ordusu, ne istiyor biliyor musunuz?

Şunu istiyor…

Sayın Sağlık Bakanı, lütfen kameraların önüne çıksın ve…

Şunu desin sadece:

“Biz sağlık ordumuzun kahramanlarına el uzatanları asla cezasız bırakmayacağız…”

***

Bitiriyoruz…

Bu Korona belası yüzenden…

Hayat artık birçoğumuza “ağır” gelmeye başladı...

Kaldı ki, “Haydi gel seni tedavi edelim” desek…

Korkarız yakın gelecekte doktor bulamayacağız...

Nokta…

Sonsöz: “Sakın, (Hayat ağır gelmeye başladı!) demeyin; biteriz… / Anonim…”

 

 

EGEDESONSOZ/ MEHMET KARABEL

Etiketler
sağlıkta şiddet
sağlık çalışanına şiddet