Ottur, Günahı Çoktur(2)

Geçen hafta esrarın zararlarının fiziksel, ruhsal ve sosyal alanlarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda daha ağır uyuşturucu/uyarıcı maddelere bir geçiş oluşturabileceği üzerinde durmuştuk. Elbette her esrar kullanan daha ağır maddeleri kullanmaya geçmez, ancak eroin, kokain, uyarıcı haplar ve daha birçok uyuşturucu/uyarıcı madde kullananların büyük bir kısmının ilk kullandığı madde esrardır. Bu ilişki göz ardı edilemeyecek kadar anlamlı bir ilişkidir. Bir hastamın tarifi ile esrar diğer maddelere bakışı “kolaylaştırır” ve bu maddeleri kullanma olasılığı artar.

Bu yazının yayınlanmasından hemen sonra bir okurumuz itiraz ettiği noktaları belirten bir yazı yazmış. Okurumuzun değindiği konular esrar kullanımına ilişkin oluşturulmuş algıyı temsil ettiği için, sadece o okurumuza cevap vermek istemedim.

Okurumuz daha ağır uyuşturucu/uyarıcı maddelere geçişin nedeninin esrarın etkisinin yetersiz gelmesi ile ilişkili olmadığını belirtmiş. Esrar kullanan kişinin, esrarı aldığı “torbacının” daha kârlı maddeleri satma isteği ile eroin, kokain gibi maddelere geçiş olduğunu ifade etmiş. Çözümün esrarın “serbestleşmesi” ile sağlanacağını ileri sürmüş. Benim de esrar denememi önererek, sigara ve alkolün esrardan çok daha fazla zararlı olduğunu belirterek mektubunu bitirmiş.

HOLLANDA ÖRNEĞİ

Bu mektup beni 25 yıl önceye götürdü. 1995 yılında AMATEM’in düzenlediği uluslararası bir kongreye yurt dışından çok sayıda konuşmacı gelmişti. O yıllarda Avrupa’da damar yolu ile madde kullananlar arasında AIDS hızla yayılıyor, hastalığın oluşturduğu tehdit toplum sağlığı için ciddi bir tehlike oluşturuyordu. Damar yolu ile madde kullanım yaygınlığının azalması için çeşitli yollar aranıyordu.

En ilgi çeken konuşmacılardan biri Hollanda’dan gelen bir meslektaştı. Hollanda’da esrar “yasa dışı” olmaktan yeni çıkmıştı ve bu meslektaşımız bizimle deneyimlerini paylaşmıştı. Hollanda’da madde kullanım yaygınlığını, esrar kullananların damar yolu ile madde kullanmaya geçiş eğilimini, AIDS’in artış hızını tablolarla anlattı. Tıpkı okurumuzun belirttiği gibi esrar kullananların eroin satıcıları ile temasını kesmek zorunda olduklarını, bu artışı durdurmanın başka bir yolu olmadığını söyledi. Konuşmasının hiçbir yerinde sigara ve alkolün esrardan daha zararlı olduğu için esrarı serbestleştirdiklerinden söz etmedi. Bir bilim insanının böyle bir önerme ile esrarın “serbestleşmesini” savunması imkânsızdı. Esrarın “serbestleşmesinin” güdüleyicisi eroin kullanımı ve AIDS’in yayılmasını azaltmaktı.

Yıllar içinde Hollanda sessizce esrarın satıldığı “coffee shop”ların sayısını azalttı. Yenilerin açılmasına izin vermedi. Esrarın “serbestleşmesinde” ters giden bazı şeyler olabileceğini düşündürecek önlemler almaya başladı. Biraz daha dikkatli baktığımızda esrar bağımlılığının insanı tembelleştiren, uyuşturan ve işlevselliği bozan etkilerinin hiç de “masum” olmadığı anlaşılabilir. Esrarın önemli bir sonucu daha gözden kaçırılmamalıdır. Esrar, bir kişide şizofreni ortaya çıkma olasılığını yedi kat artırmaktadır. Bütün bu sonuçları Hollanda’nın “coffee shop”ları kısıtlamasını açıklayabilir. Ancak Hollanda turizminde önemli bir yer tutan “coffee shop”lar tamamen kaldırılmamıştır.

Esrarın “serbestleşmesi” hiçbir zaman tıbbi bir karar olmamıştır. En iyi niyetli bakış açısıyla baksak dahi, AIDS gibi bir hastalığın yol açtığı yeti yitimi ve sağlık sistemine getirdiği yük, esrarın “serbestleşmesinin” siyasi bir karar olduğunun göstergesidir. Alkol ve sigaranın zararlı olduğu gerçeği de esrarın “serbestleşmesini” mazur göstermez.

Esrar kullanımına bu şekilde bir yaklaşım, esrarın zararlarının göz ardı edilmesine yol açar. Gençler arasında esrar kullanımının sonuçlarının yok sayılmasına ve kullanımın yaygınlaşmasına hizmet eder.

Bu süreç ve sonuçları üzerinde düşünürken, birkaç kez gördüğüm bir delikanlı aklıma geldi. Aile işi “sıkı” tutmuştu, oğulları altı ay esrar kullanmamıştı. Bu işten uzak durduğuna güvenleri arttıkça sınırlar esnemeye başlamıştı. Sınırların esnemesi ile yine esrar kullanılan ortamlara girmiş ve esrarla polise yakalanmıştı. Bu gencin kendi için kurduğu hayal karakol, mahkeme, denetimli serbestlik arasında mekik dokumak olmadığı için çok korkmuştu. Annesine bir daha asla Türkiye’de esrar kullanmayacağını söyledi. Çünkü sigara ve alkolün esrardan daha zararlı olduğu, esrarın masum olduğuna ilişkin her taraftan bombardıman altındaydı. Tek sorun Türkiye’de yasa dışı olması gibi duruyordu.

Genç bir beyne bundan daha büyük bir zarar verilebilir mi? Esrarın özellikle gelişmekte olan bir beyne verdiği zarar göz ardı edilebilir mi? Esrarın serbestleşmesinin tıbbi değil siyasi bir karar olduğu gerçeği önümüzde dururken “serbestleşme” savunulabilir mi? Bu sorunun cevabı tartışmasız bir şekilde hayırdır. Ve ben sonuna kadar “serbestleşmenin” bir manipülasyon olduğunu haykırmaya devam edeceğim

Defne Tamar Gürol