Aile Sağlık Merkezinde sıradan birgün

Ne iş yapıyorlar ki, akşama kadar oturuyorlar boş boş. Altı üstü iki hastaya bakıp ilaç yazıp gönderiyorlar. Aldığınız parayı hak etmiyorsunuz. Canım tamam doktora şiddete karşıyız ama bazı doktorlarda hak ediyor yani. Şekerim bizim vergilerimizle dünyanın parasını kazanıyorlar. Hepimizin duyduğu, söylediği cümleler bunlar. Peki gerçekten bir hekim bir günde neler yaşıyor. işte bir hekimin ağzından bir günde yaşadıkları. Noktasına, virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyoruz.

Hacı Yusuf Eryazgan

AHEF 2. başkanı

Dediler; “anlat “. 

Dedim; ”ne anlatayım”.

Dedi; “asm de ne yapıyorsunuz akşama kadar? 3-5 hasta gerisi boş” diyorlar.

“Bak canım kardeşim!” Anlatsam anlamazlar bilirim ama sussam gönül razı gelmez.

ASM de 1 günü yazarken Alexandr Soljenitsin’in esir kampında mahkumun hayatınının bir gününü anlattığı “İvan Denisoviç’in bir günü” adlı eseri gelir aklıma. Tabi ki üstat kadar olmasa da asm de 1 gün de en az 100 sayfa (yüz) yazılabilir bir konu. Ama benim o kadar yerim yok sanırım. Özetleyebildiğim kadar özetleyeyim bari...

Sabah dükkanı açmakla başlar her şey. Dükkanı dediysem teşbihtir. Siyasiler hasta değil müşteri dediği için kullanıyorum. Neyse ne ya devam edelim.

Ortamın düzenlenmesi, ısı ve aydınlatma dahil her sistemin çalışır hale getirilmesi işini hallettikten sonra aşıları hazırlarsın. Öyle çocuk oyuncağı değildir aşıları hazırlamak. Buz dolabından çıkarır buz aküleri ile beslenen kaplara koyarsın ki her aşı alışında buz dolabını açmayasın, akşama kadar kaplardan kullanabilesin. Terler aşı biliyor musun? Eminim hiç bir bakanlık bürokratı aşı hazırlamamış, terleyen aşıyı kurulamamıştır. Bu arada kan alma üniteleri, acil müdahale kısımlarının eksiklerini giderir düzenini ayarlarsın ki; bu işleri doktor da hasta bakmadan ortalarda geziyor diyen, üzerine yürüyen hasta ve hasta yakınları arasında yaparsın.

Zordur herkesi memnun etmek. Asm nin hiç bir eksiği olmamasını sağlamalısın. Tuvaletteki çöp kovasına konulan poşetin neden büyük olduğunu söyleyip 15 gün sonra geleceğiz diyen denetçiyle de uğraşırsın, her yazıyı okumadan EYBS üzerinden sana gönderen ve cevabını isteyenle de. Çalıştırdığın personelin hizmet içi eğitimleri ve iş güvenliği eğitimlerini de vermek senin işindir. Bunu yapmalı ve belgelemelisin. Karar defterinde bu eğitimler yoksa alimallah çok üzülür idareciler.

Tıbbi atığını takip etmek... Düzenli bir şekilde tüketmediğin kadar atık parası ödemek de senin işindir. Muhasebecini takip etmek, çalıştırdığın personelin kayıtlarının yapılıp yapılmadığını, primlerinin yatıp yatmadığını takip etmek de senin görevindir.

4 kişilik bir ASM de 1 kişi yıllık izinde, 1 kişi esnek mesaideyken birden öğreniverirsin asm de tek başına olduğunu. Dr Ahmet Bey nerde dersin aldığın cevap acıdır: “hocam akılcı antibiyotik kullanımı eğitimi varmış oraya gitti” derler.

Sahi bu kadar mıydı işler? Damlayan musluk için usta çağırılacaktı bak onu unuttum. Arkadaşlarından rica edersin şu ustayı arayın da gelsin yapsın diye.

Daha sonra kısaca çalışma düzenini ayarlayıp görev belirledikten sonra poliklinik hizmeti vermeye başlarsın .

Bu arada 1. sıradaki hastanız 40 yaşında gebe. Biri 6 diğeri 13 yaşında çocukları olan bir hanım işe gitmeden eşi ve çocukları ile birlikte size gelir. Gebe olmasından kaynaklı öncelikli hastadır, bu arada da kapıdaki hasta sayınız 5-6 kişidir. Güzel azmış hemen bakılabilir diye düşündünüz değil mi? Hayııııır bakamazsınız.

Hanımefendinin tüm geçmiş bilgilerini, daha önceki gebeliklerini sorgulamalısınız. Gebelikte beslenmeden hijyene kadar eğitimlerini vermeniz, ardından da gerekli gebelik tahlillerini istemeniz gereklidir. Daha sonra anne ve babanın psikolojik değerlendirmesini yapmanız, kartlara ve bilgisayarınıza bilgileri işlemeniz lazım. Baba bu arada “hadi ama işe yetişeceğim daha” telaşındadır ama olmaz, gidemezler. Çünkü ne iş yapıyor, nasıl bir evde oturuyor, içki sigara içiyorlar mı, içiyorlarsa kaç adet ya da kaç kadeh içiyorlar tüm bilgileri girmeniz lazım. Adres telefon demedim bile. Eskaza hastalarınızın bu bilgilerini girmez iseniz amirleriniz hasta bilgilerini güncellememekten size 10 ceza puanı verebilirler.

Bilgileri 4’ü için de güncellediniz, hasta gidebilir artık değil mi? Gidemez! Çünkü 6 yaşındaki çocuğun göz ve okul taraması vardır. Çocuğun boy-kilo , hemoglobin hematokritine bakmak, tansiyon arteriyelini ölçmek, görme keskinliği muayenesini yapmak, diş, kalp dahil tüm sistemik muayenesini yaparak hem bilgisayarınıza hem de milli eğitimin gönderdiği evrağa işlemeniz lazım. Bu arada şahıslar odanıza gireli 40’ olmuş, kapıda bekleyen hasta sayınız 30 a ulaşmıştır ama ne gam işleriniz var ve düzgün yapmalısınız. Çıkabilirler artık değil mi? Cık. Çıkamazlar 13 yaşındaki ergenimizin sağlığı ve taraması var ona da bir 5 dakika harcadınız, işinizi yapmanın rahatlığındasınız değil mi?

Bu ancak filmlerde olur bu işlemler sırasında en az 10 kere kapınız açılır, hadi ne zaman bitecek diye taciz edilirsiniz. Kapıdaki konuşmaları duyarsınız.

Neyse işimize dönelim. Şahıslara teşekkür eder yolcu edersiniz ve yeni hasta çağırırsınız. Saat 09:00 olmuştur. Bu saydığım işlemleri her gelen hastanıza ve ailesine yapmalısınız bu arada.

Haaa tabi sen bu hizmeti verirken rapor almaya gelen bir hasta raporunu alamaz ve seni şikayet ederse idarecilerin de sana telefon açıp “bakıverseydin ne olur” derler. Çünkü verdikleri idari görevin yerine getirilmesi için çalışıyor olman umurlarında değildir. Gerçek istenen kimsenin sesinin çıkmadan işlerin yürüyormuş gibi görünmesidir.

Sahi işlerden bahsedecektik değil mi, ben poliklinik hizmetine daldım pardon.

Hastalarınızın, esasında hastalar demeyelim size kayıtlı kişilerinizin kronik hastalık izlem, obezite izlem, kanser taraması, 15-49 izlem gibi işlemlerini yapmanız lazım. Yazarken ne kadar kolay değil mi? Ne olacak ki şahsın obezitesine de bakıver. Herkesin değişen, sürekli oynak bel ve basen çevresini sürekli ölç. Ölçtün mü? Gir şimdi bilgisayara, olmadı değil mi? Nabız-TA girmedin be adam onlara da bakıver. Bakmaktan kaçındığım düşünülmesin, sorun organizasyon eksikliğinde (kibar olmaya çalışıyorum ama işin esası bildiğiniz bürokratların sizi umursamamasıdır).

Bu kadar nüfusla, cansiperhane işlerinizi tamamlamaya çalışırken (ki bu mümkün değil) gelir kayıplarınız, yok sayılan özlük haklarınız, mobinge varan emir ve talepleriniz vardır.

Her çeşit sağlık raporlarınız var. Depresyon ölçeğine bakıp psikoteknik analizini yapıp vereceğiniz silah ruhsatınız var. Yatay ve dikey alanda görme alanı muayenesini yaptığınız, desibel cinsinden işitmesini değerlendirdiğiniz, zeka testi uyguladığınız sürücü olabilir raporu için her hastaya harcamanız gereken yarım saatiniz var. Şaka lan şaka herkes biliyor bu muayenelerin yapılmadığını verilen her sürücü olabilir raporunun sahte olduğunu, ama tiyatro böyle.

O kadar kötüler ki esasında bunların hiç birinin yapılamayacağını bilerek size bunu yapın diye emir veren bürokratlar -mış gibi -muş gibi yapılmasından mutlular. Aman koltuklarına zeval gelmesin de.

Bu arada can yoldaşınız aile sağlığı çalışanı arkadaşınız can havliyle çalışmaktadır. Esasında siz aşı işini sadece denetleyip merhaba derken; aşı kaplarını hazırlayan, gebe-bebek ve lohusalarını telefonla yalvar yakar çağıran, kanser taramaları için uygun gruplarla iletişime geçen, HPV ve meme ca taraması özellikle yapan kişidir. Kafasını kaşıyacak vakti de yoktur. Bir yandan da dün yapılan aşılı çocuğun ailesinin telefondaki sorularına cevap vermektedir.

Eliniz ayağınız bana göre diğer yarımdır. Ve düşünün bu ülkede ASÇ olmadan çalışan binlerce hekim var. İş yapılabilir mi? Yapılamaz. Ama ne gam bürokratlar yapılıyor muş gibi davransınlar da gerisi boş.

İş bitmez. Daha bakmanız gereken 150 hasta var (sadece bakmanız hahahahaha valla kusura bakmayın ya sonlara doğru sinirden gülmeye başladım).

Daha madde bağımlılarınızı takip etmelisiniz.

Tüberkülozlu hastanızı çağırıp ilaçlarını alıp almadığını kontrol etmelisiniz.

İdarecilerin cevaplamanız beklenen yazıları var.

Beyefendilerin vermek istemediği defin ve adli nöbetleriniz var.

Esnekte saldırıya uğrama tehlikeniz var.

Gezici hizmetiniz var gitmelisiniz.

Entegresiniz nöbet tutmalısınız.

Ne para verirler ne izin, sabah işe devam etmelisiniz.

Her cenazeye çadır, masa, sandalye, görevli hatta imam ve yemek gönderen belediyenin veremediği defin izin belgesini verirsiniz.

Aşınız biter gider alırsınız.

Yazmakla bitmez dostlar.

İntihar eder doktorlar bunca yükün altında ezilir.

Ya da katledilir bazıları, abuk sabuk taleplerini kanuna uygun değil diye reddedince hastanın.

Aklınıza sahip olun Allah canınıza zeval vermesin. SAĞLICAKLA KALIN DOSTLARIM.

Yeni yorum ekle

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.