Çapa Profesörü: "Anılarımın Fakülte Binası Artık Yok, Erken Emeklilik Kararı Aldım"

Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen depremden dolayı taşınma kararı alınan Çapa'daki İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi binası değişik yorumlara konu oldu. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seçkin Dindar'ın erken emeklilik kararı aldığını belirten mesajı sosyal medyada çok konuşuldu.

İşte o mesaj:

"FAKÜLTEM YIKILIYOR. BİNA DEMEYİN. ÖMRÜM ORADA GEÇTİ. ERKEN EMEKLİ OLMAYA KARAR VERDİM.
CHP Genel Başkanı Sayın KEMAL KILIÇDAROĞLU mecliste CHP grup başkanı iken İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültemize SAĞLIK POLİTİKALARI hakkında konuşma yapmak için gelmişti. Salon tıklım tıklım dolu. Harika bir konuşma yaptı. Akşam konuşma sürdükçe kıpırdanmalar başladı. Geceyi düzenleyen öğretim üyesi arkadaşıma 'soru cevapları tamamla' diye işaret ettim. Ve birden başka üniversite ve fakültelerden gelenler slogan atmaya ve protestoya başladılar. Polis tedbir almaya başladı. Ben sahneye fırlayarak “Kadrolu protestocularımız gelmişler, bizim öğrencimiz değiller, hadi onlarıda alkışlayalım, gecemize renk kattılar, teşekkür edelim” dedim. Birden tüm salondaki öğrencilerim ayağa kalkarak sayıları onu geçmeyenleri çılgınca alkışlamaya başladılar. Sesleri duyulmaz oldu. Şaşırdılar ve eylemleri boşa düştü.
Polis arkadaşlar 'hocam sizi de Kemal Bey’le ön kapıdan alalım' dediler. 'Burası benim fakültem, bu çocuklar da yanlış yapsalar da öğrencilerimiz' dedim ve kalabalığı yararak arka kapıya koştum. Çocuklar iyice şaşırdılar. “Arkadaşlar şimdi sloganlara son verin, ben size dış kapıya kadar eşlik edeceğim" dedim ve dış kapıya kadar götürdüm. Polis arkadaşlara "olayı büyütmeyelim, gençtirler hata yaparlar" dedim. Boğaziçi’nden geldiğini söyleyen bir öğrenci “Hocam bizi bitirdin. Böyle bir tepki beklemiyorduk.” dedi. "Evladım burası Diş Hekimliği Fakültesi, bunların hepsi diş doktoru olacak. Hayatları klinikte geçiyor. Siz onları etkileyemezsiniz." dedim. İfade etmeseler de, bakışlarındaki saklı sempatiyi gördüm. Ama biraz da eylemdeki başarısızlığın hüznünüde yaşadıkları da belliydi. Şimdi kim bilir nerelerde başarı ile hizmet vermektedirler. (Ben bu davranış eğitimini EFSANE TEZ HOCAM RAHMETLİ DEKANIMIZ PROF.DR. YILMAZ MANİSALI’dan aldım. 1970 yıllarda iki farklı görüşte öğrenci grubu kavgaya başlarken haber geldi, Hocam sınıfa daldı, grupların arasına girdi, yüreği yeten varsa benimle kavga etsin dedi. Herkes şaşkın tüm hocalar böyle durumlarda haklı olarak çekinirken bir Dekan karşılarında. Gruplar yatıştı. ONLARA FİKİR TARTIŞMASI YAPARLARSA İMKAN SAĞLAYABİLECEĞİNİ VE KENDİSİNİNDE KATILABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ. Hocam kendisi farklı görüşte olsada azınlık olan gruba sahip çıktı. Bana önemli bir ders daha vermişti, neden o grubu korudunuz deyince. Oğlum hepsi benim evladım. Bu bizim aile içi sorunumuz dedi. Bir daha kavga edilmedi. Allah mekanını cennet etsin. O günden sonra değerlerimi kendimde saklı tutarak hiçbir öğrencimi, asistanlarımı, hastalarımı ayırmadım. Ama mesai sonrası değerlerimi savundum. Bir sene kıdem kaybetme pahasına iki kez milletvekili aday adayı oldum.
Sonra dekan odasına geldim. Sayın Kılıçtaroğlu ile eğitim ve sağlık üzerine uzun uzun sohbet ettik.
İŞTE ANILARIMIN FAKÜLTE BİNASI ARTIK YOK. Çok üzgünüm. Erken emeklilik kararı aldım."