Eczacılar yalnız bırakılmasın! İşte önerilerim...

                  2020 yılı ile birlikte bütün dünya Covid-19 ile yatıyor Covid-19 ile kalkıyor. Bu dönemde birkaç defa isim değişikliğine uğrayan ve en son Covid-19 olarak anılmasında karar kılınan bu virüs, dünyanın gündemini bir anda değiştirdi.

                  Bütün dünya salgınla savaşırken, algı operasyonu peşindeki Trump bile ‘Chinese Virus’ isminde fazla ısrarcı olamadı ve en son bu salgınla savaşta dünyaya örnek bir mücadele yöntemi uygulayan ve başarılı olan Çin’e şükranlarını sunmak durumunda kaldı. 

                  Bu ve bunun gibi haberleri hergün yazılı, görsel ve sosyal medyada hepimiz okuyoruz. Asıl benim anlatmak istediğim, biz eczacıların eczanelerimizde neler yaşadığıdır.

                  Bugünlerde, biz eczacılara karşı toplumda iki çeşit bakış açısı oluştu. Bunlardan birincisi; eczacı bir sağlık çalışanıdır ve vatandaşın ilacını, vitaminini, beslenmesini danışabildiği en yakın sağlık hizmetçisidir. Bu düşüncede olanlar zaten alkışlarını bizlerden esirgemediler, sağolsunlar. İkinci bakış açısı da; eczacılara fırsatçı yakıştırması yapanlarda mevcut. Hiç uzatmadan söylüyorum, bu yakıştırmayı yapanın, acilde doktora saldıran, hemşire veya sağlık çalışanını tartaklayan, tehdit eden magandadan hiçbir farkı yoktur!

                  Biz eczacılar, Türkiye’de salgının görülmeye başladığı ilk günden itibaren, eczanelerimizde hastalarımızı ve kendimizi salgından koruma adına önlemlerimizi hızlıca almaya başladık. Maske, gözlük ve siperlik temin edip kullanmaya başladık. Eczanelerimize sosyal mesafenin korunması, ellerimizin doğru bir şekilde yıkanmasına özen gösterilmesine yönelik toplumu bilinçlendiren afişler astık. Eczanelerimizin içerisine 1-1,5m aralık olacak şekilde bekleme şeritlerimizi çektik. Hastalarımızı doğru ilaç kullanımı için yönlendirmekle beraber, özellikle sosyal medyada oluşan bilgi kirliliğinden uzak durulması ve hekime danışmadan ilaç kullanılmaması yönünde uyarılarımızı yaptık, yapıyoruz.

                  Henüz daha salgın ülkemize sıçramamışken eczanelerimize gelip yüklü adette, hatta milyonlarca adette maske talep eden, bulabildikleri en uygun fiyata maske bulup birbirlerine el altından satarak para kazanan, maske fiyatlarını fırlatanlar serbest piyasa ekonomisinde ticaret yapıyor olacak; önceden 1,5tl ye sattığı maskeyi 3tl’ye almak durumunda kalan ve 3,5-4tl’ye satan eczacı fırsatçı olacak öyle mi?  

                  Son günlerde eczanelerimize belediye zabıta ekipleri, Ticaret Bakanlığı denetçileri ziyarete geliyorlar. (Olağan şüpheli eczacı) Maske ve dezenfektan alış faturalarımızı kontrol edip, satış fiyatlarımızı sorup tutanak tutuyorlar. Bir medikal firması tarafından arandım. Dezenfektanları artık   eczanelere iskontolu verdiklerini söylediler. Nedenini sordum, bakanlık tarafından eczaneler denetlendiği için cevabını aldım. Sanırım bizim ibraz edeceğimiz faturalar tespit edilip, pahalıya sattıkları anlaşılsın istemediler. E haklılar kendilerince… Nasılsa olağan şüpheli eczacılar var. Onlar da arka taraftan istedikleri şekilde hareket ediyorlar. Bakanlık, eczanelere harcayacağı enerjiyi üreticiye harcasaydı daha isabetli bir iş yapmış olacaktı.

                   Ecanelerimizde kendi imkanlarımızda önlemler alıyoruz da yeterli mi? Değil tabi ki… Bu süreçte Türk Eczacıları Birliği (TEB) ve eczacı odaları maalesef pasif kalmışlardır. Bazı odalar, örneğin; Konya Eczacı Odası eczanelere koruyucu ekipman temin edip göndermiştir. Bursa Eczacı Odası eczanelere ücretsiz dezenfeksiyon işlemi yaptırmıştır. Ancak burada insiyatif alması gereken TEB’dir. TEB, bir an önce üyesi olan eczacılara yönelik şu tedbirleri de içeren bir destek paketi hazırlamalıdır. 

  1. E-reçete zorunlu olmalıdır. Hekimleri de zor durumda bırakmayacak şekilde sistemlerin güçlendirilmesi konusunda TEB bakanlığa talepte bulunmalıdır.
  2. Eczanelere belediyeler tarafından uygulanan dezenfeksiyon işlemi faydalı, fakat yeterli değildir. Bu konuda TEB, eczacılara öncü ve yol gösterici olmalıdır.
  3. TEB, iştirakleri vasıtasıyla derhal dezenfektan üretimine başlamalıdır.
  4. TEB, eczanelerde eczacı ve personelin kullanacağı koruyucu ekipmanları temin edip eczanelere bedelsiz ulaştırmalıdır.
  5. Covid-19 tanısı konulan hasta veya hasta yakınları, ellerinde reçetelerle eczaneleri gezerek ilaç temin etmeye çalışmaktadır. Bu durum bulaş riskini oldukça arttırmakla birlikte, biz eczacıları ve eczacı teknisyenlerimizi zor durumda bırakmaktadır. Hastalar ilaçlarını direk olarak hastanelerden temin edebilmelilerdir. Bu konuda da TEB ilgili kurumlara yol gösterici olmalıdır.
  6. Eczacı veya eczane personelinin Covid-19 testi pozitif çıkması durumunda o eczanedeki tüm çalışanlar 14 gün karantina altına alınmakta ve eczane 14 gün kapalı kalmaktadır. Bu durumdaki meslektaşlarımız için TEB maddi kaynak ayırmalı ve bunu tüm eczacı kamuoyuna duyurmalıdır.
  7. Kamuda çalışan eczacıların sorunlarını gündemine almalı ve çalışma koşulları ve çalışma saatleri konusunda meslektaşlarımıza destek olmalıdır.
  8. Tüm eczacılar ve eczane personeli için, semptomların görülmesi durumunda direk olarak ulaşılabilecek bir birim kurulmalıdır. Bu birim, olası bir durumda ilgili hastaneye yönlendirme, test yapılması ve gerekli ise karantina koşullarının sağlanması yönünde eczacılara destek olmalıdır. 

                   Olağanüstü günler yaşıyoruz. Böyle olağanüstü günlerde bizlere yol gösterecek olan yöneticilerimiz evvela cesur olmalıdır, temsil ettiği topluluğun sorunlarına hakim, pratik çözümler üreten ve hızlıca uygulamaya geçebilme kapasitesine sahip olmalı, elindeki tüm olanakları meslektaşlarımızın adil bir biçimde faydalanabilmesi için çalışmalı ve bu çalışmalarını da şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşmalıdır. Aksi halde bu zor günlerde, yönetim zaafiyeti göstererek üzerine düşen görevi yerine getirememiş, temsilcisi olduğu eczacıları yalnız bırakmış bir yönetim olarak anılacaklardır. TEB başkanı, bir yayın organında canlı yayında açıkladığı, meslektaşlarımızı derin bir endişeye sokan, neredeyse hiçbir meslektaşımızın uygulamak istemediği, eczane koşullarında uygulanması mümkün olmayan ve dolayısıyla pratikte bir karşılığı bulunmayan ‘Covid-19 testi eczanelerde yapılsın.’ önerisinden derhal vazgeçmelidir. Biz eczacıların öncelikli sorunlarıyla ilgilenmelidir.

                    Türkiye bu zor günleri aşacaktır. Başta hastanelerde canla başla çalışan hekimlerimiz, hemşirelerimiz ve hastane personelimiz olmak üzere biz eczacıların da içinde olduğu ‘Sağlık Ordusu’ bugünlerin üstesinden gelecek kapasiteye ve birikime sahiptir. Herkes üzerine düşen görevi başarıyla yerine getirirken, biz eczacılar da eczanelerimizin birinci basamak sağlık kuruluşu olduğu bilinciyle sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz ve sunmaya da devam edeceğiz. Toplum sağlığı öncelikli olarak, kamu yararı gözeterek hizmet sunarken meslek örgütü yöneticilerimizden de azami destek bekliyoruz.

    Ecz. Ufuk Bozkurt