İstanbul Eczacı Odası eski Başkanı Erkan Önsel'den eczacılara mektup: Virüs-Eczacılık-Çözüm

Meslektaşlarımız pandemiye karşı en ön cephede, süngü savaşı mevzinde, şehitler vererek mücadeleyi sürdürüyor. Eczacı, emekçileriyle omuz omuza.

Eczacı Odalarımız ve Türk Eczacıları Birliği (TEB) de mücadelenin içinde yer alıyor. Virüs sağcı-solcu tanımıyor. Pandemi dünya çapında fırtına gibi esiyor. Var olan ekonomik krizi, COVID-19, tetikleme göreviyle allak bullak ediyor.

Mevcut durumun bilimsel tahlile ihtiyacı var. Bilimin yol göstericiliği, vazgeçilmezliği kılavuz oldu. Mustafa Kemal Atatürk diyordu ki; ‘Hayatta en hakiki yol gösterici, bilimdir.’ Bilim, özel çıkara mı yoksa kamu çıkarına mı hizmet etmeli? Yanıtı dünyanın en doğusundan, Çin’den geldi. Kamucu, halkçı bir yönetim, örgütlü ve disiplinli yapısıyla bilime sarıldı ve Çin’de virüsü alt etti. Hayat orada normale döndü bile. Bu model örnek alınmalı ve yaratıcı bir şekilde her ülke kendi şartlarına göre bu modeli uygulamalıdır. Kurtulmak mı istiyorsunuz? İşte çözüm net bir şekilde burada.

Elveda sosyalizm diyorlardı, şimdi bütün dünya elveda liberalizm diyor. ABD’ye bakınız, liberalizm ölülerini koyacak morg bile bulamıyor.

               DEVLETÇİLİK – KAMUCULUK – HALKÇILIK

         Yeryüzünde çözüm bu başlıkların sihrinde gizlidir. Bütün insanlığın ve elbette ülkemizin önündeki can alıcı demeyelim, can verici soru:

         Özel çıkar mı yoksa insan mı? Bireysel çıkar mı yoksa kamu çıkarı mı?

Atatürk’ün 6 oku meğer Çin’de iktidar olmuş. Gelişmekte olan ülkeler bu oklara sarılmaya başlamışlar. İki program, yüzyılı aşkın bir süredir birbiriyle amansız bir mücadele içindedir. Bütün programlar sonuçta iki kampa ayrılıyor:

  1. Dünya mazlumlarının emperyalizmden kurtuluş programları
  2. Hegemonyacı, sömürgeci emperyalizmin programı

                İSTANBUL ECZACI ODASI’NDA PROGRAM MÜCADELESİ     

         1997-2001 dönemi İstanbul Eczacı Odası tarihini inceleyiniz. 2 dönem (4 yıl) aralıksız bizim uyguladığımız programı göreceksiniz. 

         ‘Biz kaderini mazlum milletimizin kaderiyle birleştiren bir mesleği icra ediyoruz.’ 

Eczacılığın sorunları milletimizin sorunlarıyla kopmaz bir şekilde birbirine bağlıdır. Birileri bizi siyaset yapmakla suçlarken, biz eczacılığın meslek politikasını yapıyor ve bunun mücadelesini veriyorduk.

                 MESLEK POLİTİKAMIZIN İKİ ANA BAŞLIĞI

  1. Ulusal ilaç politikası
  2. Ulusal ilaç sanayi

Koronavirüs tehdidinde bu iki ana başlık, Türkiye’nin ana eksenine oturmuştur. 

Çağdaş Eczacıların meclis toplantılarında bizler, bu programı savunurduk ve İstanbul Eczacı Odası’nı bu programla yönetirdik. Sahte solun Troçkizm’den etkilenen içimizdeki temsilcileri, ‘milli ilaç sanayi yoktur’, ‘sermeyenin millisi olmaz’ diyerek ayak bağı olurlardı. Oysa yabancı ilaç tekelleri, milli ilaç sanayini tasviye kararı almış ve dönemin hükümetlerinin de yolu açmasıyla birlikte, milli ilaç sanayini yutmaya başlamıştı bile. Halbu ki eczane ekonomilerini, verdikleri ürün fazlalarıyla, milli ilaç sanayi ayakta tutuyordu.

DEPREMDE İSTANBUL ECZACI ODASI

1999 yılındaki büyük depremde İstanbul Eczacı Odası olarak, 28 tane çadır eczanesi kurduk. Dönemin İstanbul Tabip Odası’nı millici hekimler yönetiyordu. Onların da desteğiyle onlarca bölgede ücretsiz ilaç ve hekim hizmeti verildi. Özellikle Kocaeli ve Gölcük’te bu milli dayanışmaya, ulusal ilaç sanayicileri binlerce kutu ilaç desteği ile katıldı. Dönemin TEB başkanı Mehmet Domaç ile omuz omuza birlikte çalıştık.

Savaş, deprem ve bugün yaşadığımız virüs pandemisi gibi büyük felaketlerde, ulusal ilacın tayin edici önemi ortaya çıkıyor. Bu da şunu gösteriyor ki, ulusal ilaç ve ulusal ilaç sanayi, önleyici ve tedavi edici hekimlik sistemi ile birlikte milletimizin sağlık politikasının temelidir. Eczacılık ise bu politikanın ayrılmaz bir parçasıdır. Bugün bu gerçeğe dayanan bir meslek politikası, eczacı odalarımızın ve TEB’in yol gösterici kılavuzu olacaktır.

TARİHİMİZDEKİ EŞSİZ ÖRNEK

Cumhuriyetimizin büyük devrimcilerinden, unutulmaz sağlık bakanı Dr. Refik Saydam öncülüğünde kurulan Hıfzısıhha Müessesesi tifüs, boğmaca, frengi, verem hastalıklarını Türkiye’den silip atmıştır. Bu başarıyı ne ile ve nasıl yaptı? Tabi ki ulusal sağlık, ulusal ilaç ve aşı politikasıyla. Cumhuriyet devriminin eczacıları da bu mevzide safa girmişlerdir. O zaman uygulanan program, bugün de uygulanacaktır. Türkiye buna mecburdur.

VATANSEVER ECZACI ODALARI VE VATANSEVER TEB

Hepimiz vatansever eczacılarız. Vatan yoksa eczanelerimiz de yoktur. Milletimizin birliği, vatanımızın bütünlüğü olmadan eczacılık yapılamaz. 

Aramızda bazıları FETÖ ve PKK’nın ‘özgürlük’, ‘insan hakları’ maskesinin arkasına saklanarak mevzi tutmaya çalışıyor. Yıkılmaktadırlar ve yıkılacaklardır. Vatanın bütünlüğüne sırt çeviren, Amerikan emperyalizminin kuklası olur.

Bugün meslek haklarını koruma ve geliştirme mücadelesi milletin birliği mevzisinden verilmektedir. Yıkıcı fitne ve fesadı dışlayan bir meslek politikasında birleşeceğiz.

YAPILAN İŞLERDE İZLEDİĞİMİZ YOL

Dönemin sağlık bakanı Sayın Osman Durmuş ile İstanbul ve İzmir Eczacı Odası Başkanları olarak görüştüğümüzde, sahte solcu tayfa, camiaya fitne ve fesat sokmaya çalışmıştı. O zamanki İzmir Eczacı Odası Başkanı, değerli kardeşim, rahmetli Levent Kamacık ile birlikte bu fitnecilere karşı durduk. Nasıl olur da solcu odaların başkanları MHP’li bir bakan ile görüşürmüş. Bu çapsızlık, ibretliktir aynı zamanda!

Günün koşullarında ödemelerdeki açılan makası daraltıp, devletten alacaklarımızı 40 güne çekip, eczacıların soluklanmasını sağlamıştık. Bunu hatırlayanlar vardır aramızda umarım.

ULUSAL İLAÇ SANAYİCİLERİ İLE DAYANIŞMA

Ulusal ilacı ve ulusal ilaç sanayini savunmak, devletin anayasal görevidir. Meslek odalarımız ve TEB, eczacıların haklarını savunmak ve geliştirmek görevini alır. Bu görev bize yasaların verdiği bir görevdir. Dolayısı ile ulusal ilacı ve ulusal ilaç sanayini savunmak da eczacı meslek örgütlerinin görevidir. Eczacılar, ulusal ilaç sanayi ile aynı gemidedir. Meslek örgütlerimizin görevleri şöyle sıralanabilir:

  1. Meslek örgütlerimiz, önce eczacıları ve meslek haklarımızı savunacaktır.
  2. Ulusal ilaç sanayini, yabancı ilaç tekellerine ve emperyalizme karşı savunacaktır.
  3. Ulusal ilaç sanayinin eczaneler üzerinde yanlış uygulamalarından biri olan eczacı kar oranının düşürülmesine karşı mücadele edecektir.
  4. İlaç depoları ile eczacı kooperatifleri arasındaki düşmanca rekabete son verecektir.
  5. Devlet, Sağlık Bakanlığı, ulusal ilaç sanayinin geliştirilmesi için öncülük yapacak. Yerli, özel şirketlerle uyumlu bir planlama yaparak, kamu öncelikli ilaç üretimini sağlayacaktır. Meslek örgütlerimiz bu politikayı desteklemelidir.

Birinci ve ikinci maddeler birbiri ile çelişmez, aksine birlikte yükselir. İkinci madde ile ilgili geçmiş bir tecrübemi sizlere aktarmak istiyorum.

Oda başkanlığı dönemimde ulusal ilaç sanayi temsilcileri bize geldiler. Devletten 50 milyon TL alacaklarını alamadıklarını, bu yüzden ilaç üretmekte sıkıntı yaşadıklarını ilettiler. Sağlık bakanından randevu aldık ve yakın zamanda kaybettiğimiz rahmetli Kaya Turgut ağabey ve Sayın Bülent Eczacıbaşı ile birlikte, bakan ile toplantı yaptık. Bu toplantıda yerli ilaç üreticilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Toplantıdan 3 gün sonra ilaç üreticileri devletten alacaklarını aldılar ve depolara ilaç gelmeye başladı. O dönem yaşanan ilaç krizini bu şekilde aştık. Kaya Turgut, bakana ilk defa İstanbul ve İzmir Eczacı Odaları’nın, kendileri ile birlikte olduğuna şahit olduğunu açıklamıştı.

‘AYNI GEMİDEYİZ’ İÇİN BİR ÖRNEK DAHA

Rahmetli Levent Kamacık başkanla İstanbul’da başarılı bir toplantı düzenledik. Sağlık Bakanlığı, ulusal ilaç sanayicileri, özel depolar ve kooperatif temsilcilerini davet ettik. Kriz koşullarında depolar, bakanlık ve sanayi, eczacıların meslek kar hadlerine göz dikmişlerdi. İlaç alım vadelerimizi kısmak istiyorlardı. Onlara ilacın eczanelerden halka ulaştığını, eczanelerin büyük bir kesiminin gizli iflasın içinde olduğunu, domino taşı teorisi ile birlikte anlattık. Biz yıkılırsak depolar ve kooperatiflerin üzerine, onların da ilaç sanayinin üzerine, sanayinin de bakanlığın üzerine yıkılacağını ve ülkede ilaç ve sağlık hizmetlerinin çökeceğini, bunun faturasının da Sağlık Bakanlığı’na ve hükümete kesileceğini anlattık ve şunu da belirttik; aksi halde eczacılar kepenk indirecektir. (Zafer Kaplan başkanın döneminde de kepenklerimizi indirdik, üç günlük boykot yaptık.) Toplantının sonunda tarafların ortak mutabakatı basın bildirisi ile kamuoyuna duyuruldu. Bu sayede eczacıların üzerine gelen dalgayı bertaraf ettik. 

Değerli arkadaşlar; bütün bunları, tecrübe ve birikimlerimizi sizlere aktarmak için yazıyorum. 

Devletin, halk sağlığını temin etmesi ve koruması için yüksek teknolojiden yararlanmasına örnek, ilaçta otomasyona geçiştir. İstanbul Eczacı Odası ve TEB olarak tüm Türkiye’de, ilaçta reçete otomasyona geçişi sağladık. Bugün vatandaşın ilacını düzenli ve sistemsel olarak takibini sağlayan sistemin temellerini o zaman attık. Sınırsız ilaç tüketimini önledik. İlaç ve sağlık hizmetlerinde, ülke bütçesinde milyarlarca lira tasarruf edilmesini sağladık. Tüm bu politikalarda, eczacılar olarak, öncü rol oynadık.

Bu tecrübelerden yararlanarak, meslek odamız ve TEB, birlikte mücadele için el ele vermelidir. Kariyer ve koltuk hesapları, tutarlı bir program birliği ile aşılabilir. Mücadelemizin azami programı şu olmalıdır:

  1. Ulusal ilaç politikası
  2. Devletin öncülüğünde ulusal ilaç sanayi

Mücadelemizin asgari programı ise, acil program olarak;

  1. Koruyucu ekipman temini; maske, koruyucu gözlük, tulum vs. eczanelere acil olarak temin edilip ulaştırılmalıdır.
  2. Eczanelerin dezenfeksiyonu muntazam olarak, belli periyotlarla sağlanmalıdır.
  3. E reçete zorunluluğu getirilmeli, kağıt reçete uygulaması kaldırılmalıdır.
  4. Eczaneler ekonomik olarak zor durumdadır, acil ekonomik destek paketi sağlanmalıdır.

Eczacılar, ön mevzidedir ve birinci basamak sağlık hizmeti sunucusu konumuna getirilmiştir. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ ya teşekkürlerimizi iletiriz. İçinde bulunduğumuz bu zor süreci doğru yönetmektedir. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu etrafında en geniş birliktelik sağlanmalıdır. Fitne ve fesat hepbirlikte alt edilmelidir. 

Sonuç olarak; meslektaşlarımızdan gelen talep üzerine sizlerle fikirlerimi paylaştım. Hepinizden, önce sağlığınızı dikkatle korumanızı istiyor, ortak mücadelemizde kazanacağımızı ve bu zor günleri atlatacağımızı büyük bir güven ve umutla belirtiyorum. 

Türkiye’nin ufku Aydınlıktır!

Türkiye’de üreticilerin milli hükümeti mutlaka kurulacaktır.

Türk milletinin en geniş birliği sağlanacak ve eczacılar zorlukları milletimizle birlikte aşacaktır.

Selam, sevgi ve saygılarımla,

Ecz. Erkan Önsel
1997-2001 İstanbul Eczacı Odası Başkanı