İstanbul Tıp Fakültesi'nin yemekhane çilesi

Depremden hasar gören binaların boşaltılması sebebiyle prefabrik yapılarda yemek yiyen öğrencilerin çilesi görenleri şaşkına çevirdi.

İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erbuğ Keskin, yıllardır çözüm bulunamayan Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi binalarının içler acısı durumunu kaleme aldı.

MEKTEBİ TIBBİYE-İ ADLİYE-İ ŞAHANE’NİN BARAKA YEMEKHANESİ

Mezun olunca 1981 yılında Çapa’dan ayrıldım. 
Önce Cerrahpaşa sonra Çukurova’da çalıştıktan sonra 2010 yılında yuvaya geri döndüm.
Döndüğümde bulduğum binalar insanın içini acıtacak cinstendi.. Yeni hiçbir şey yapılmamış, olanlar eskimişti..
İşin ilginci herkes alışmış, kanıksamıştı..
Kısa süre sonra ben de alıştım, kanıksadım..
Çocuklar ve anneleri hasta yataklarında yazın sıcaktan bunalıyor. Kışın sık sık bozulan ısıtma sistemi yüzünden üşüyor. Polikliniklerin asma tavanları çöküyor, binaların çatıları sürekli akıyordu.

Ve biz hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam ediyorduk.

Türkiyenin en eski ve köklü Çocuk Hastalıkları Kliniğinin binası durduğu yerde sallanmaya başlayınca 8 sene önce boşaltıldı.
Koca Klinik darmadağın oldu.

Fakülte içinde oraya buraya dağıtıldı..
Binası yıkıldı yerine otopark yapıldı..

Ve biz hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam ettik.

Her gün bir öncekinden kötüydü..
Hep yeni problemlerle uğraştık.. Yorulduk..
Ses çıkarmaya çalıştık.. ”Çapa batıyor” dedik.. Sesimiz büyük çoğunluğa ulaştı..
.

ama herkes hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etti..
.

Depremden sonra bir fakültenin olmazsa olmazları Temel Bilimler binası, kütüphane ve öğrenci yemekhanesi kullanılamaz duruma geldi ve boşaltıldı..
Fakülte Yönetimi çaresizlik içinde, bağışlarla,  açtığı bir hesaba Öğretim üyelerinden yardım toplayarak birşeyler yapmaya çalışıyor. 
Çünkü durum acil… sokakta kaldık.. Yakında hastalarımız da sokakta kalacak..
Bu öğlen odamdan yıkılan Çocuk binasının yerine yapılan baraka yemekhane önünde sıra bekleyen Tıbbiye-i Şahane öğrencilerine bakarken bunları düşündüm..
Kısa öğle aralarını sırada bekleyerek geçiriyorlardı.. ”Umarım yağmur yağmaz” dedim içimden..
Sonra ”Bu mu bulduğun çözüm?” diye kendime kızdım..
Telefonum çaldı. Pencerenin önünden ayrıldım.. . .
Ve hiçbir şey olmamış gibi yapmaya devam ettim …

Prof. Dr. Erbuğ KESKİN

Yeni yorum ekle

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.