İzmir Sağlık Platformu: "Artık Yeter!"

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kendisine usülsüzce “pregabalin” etken maddeli ilaç yazılmasını isteyen Bayram K isimli zanlının isteğini reddettiği için boğazı jiletle kesilen Asistan Doktor Kadir Songür için İzmir Sağlık Platformu tarafından çalıştığı hastanenin önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde boğazı kesilerek saldırıya uğrayan Asistan Doktor Kadir Songür içim İzmir Sağlık Platformu üyesi kurumlar, Songür'ün çalıştığı hastanenin önünde bugün basın açıklaması gerçekleştirdi.

İzmir Tabip Odası, Genel Sağlık-İş İzmir Şubesi, Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Sağlık-Sen, Türk Sağlık Sen İzmir 2 No'lu Şube'nin de aralarında bulunduğu birçok sendika ve sağlık çalışanından oluşan 200 kişilik grup yaşanan vahşetin üzerine İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde toplanarak tepkisini gösterdi.

İzmir Sağlık Platformu üyeleri adına basın açıklaması yapan, İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Funda Barlık Obuz şiddet koşulları devam ettiği takdirde sağlık hizmeti vermeyeceklerini belirtti.

Platform adına yapılan açıklama ise şu şekilde:

"16 Ekim 2019 tarihinde, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk EAH Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon polikliniğinde çalışan asistan hekim arkadaşımız, endikasyon dışı ilaç yazmasını isteyen hastanın hayati tehlike oluşturacak şekilde, kesici aletle saldırısına uğradı. İzmir Sağlık Platformu olarak saldırıyı kınıyor, kendisine acil müdahale yapılan meslektaşımıza geçmiş olsun diyoruz.

Sağlıkta şiddet durmuyor! Biz hekimler ve sağlık çalışanları bu koşullar altında görevimizi yerine getiremiyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın basın açıklamalarında belirttiğimiz uyarıları görmezden gelmesine artık dayanamıyoruz. Daha kaç sağlık çalışanının yaralanması, ölmesi bekleniyor merak ediyoruz.

Sağlık emek ve meslek örgütleri uzun yıllardır sağlıkta yaşanan şiddetin nedenleri, şiddete karşı alınacak önlemler konusunda kamuoyunu bilgilendirmekte, yöneticileri şiddeti durdurmak için sorumluluk almaya davet etmektedir. Bütün bu çabalarımıza karşın, Dr. Ersin Arslan, Dr. Kamil Furtun, Dr. Aynur Dağdelen ve Dr. Fikret Hacıosman’ın öldürülmeleri ve daha nice şiddet olayı ile ilgili siyasi iktidarın hiçbir adım atmadığını üzülerek görüyoruz. Sağlık kuruluşlarında her gün ortalama 30 şiddet olayı yaşanıyor. Bu sorun, bir yandan hekimlerin ve sağlık çalışanlarının can güvenliğini tehdit ederken aynı zamanda sağlık hizmeti sunumunu da engelliyor. Bu koşullarda sağlık hizmeti vermek kabul edilebilir ve daha fazla sürdürülebilir değildir!

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın bir sonucu olan kışkırtılmış sağlık talebinin eldeki hizmet olanaklarıyla tam olarak karşılanamamasının, yurttaşların sağlık hizmet beklentisinin yapay biçimde yükseltilmesinin gelinen tabloda katkısı büyüktür. Hastaneler günümüzde bir işletmeye dönüşmüş, hastaları ne kadar iyileştirdiklerinden çok, ne kadar sayıda hasta baktıkları önem kazanmıştır.


İzmir Sağlık Platformu üyeleri adına açıklamayı yapan, İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Funda Barlık Obuz şiddet koşulları devam ettiği takdirde sağlık hizmeti vermeyeceklerini belirtti.

Hastanelerde güvenlik zafiyeti olduğu, ateşli silahlarla, kesici aletlerle rahatlıkla servislere ve polikliniklere girilebildiği görülmektedir. Kamu otoritesi, sağlık kuruluşlarının ve sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almamakta, şiddeti uygulayanlara yaptırım gücü yüksek, caydırıcı cezalar verilmemektedir. Bu durum daha birçok hekimin ve sağlık çalışanın şiddete uğramasına ve can kayıplarıyla karşılaşılmasına neden olacaktır.

Artık yeter! Tek bir sağlık çalışanının bile şiddete uğramasına tahammülümüz yoktur. Sağlıkta şiddeti önleyici yasal düzenleme bir an önce yapılmalıdır. Şiddeti körükleyen sağlık politikalarından vazgeçilene, sağlıkta etkin bir şiddet yasası çıkana dek mücadelemiz artarak devam edecektir."