Onlar hem hastanede hem de evde anne

Fedakar sağlık çalışanları, coronavirüsle mücadele etmek için çocuklarından ayrı yaşıyorlar. Bazısına çocuğu küsmüş, bazısı her gece ağlıyor... Anneler Günü'nde çocuklarıyla olamayacak olan sağlıkçılar, bir insanın iyileşmesinin tarif edilemez bir duygu yaşattığını söylüyor.

Yoğun bakım hemşireleri, salgınla mücadelede ön cephede ailelerinden uzakta fedakarca çalışıyorlar. 16 yıllık yoğun bakım hemşiresi Fatma Tatlısözlüler, "Bir insanın hayatta kalmasına yardımcı olmak tıpkı annelik gibi tarif edilemez bir duygu" dedi.

Fatma Tatlısözlüler 2001’den beri İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde hemşire. 16 yıllık yoğun bakım tecrübesi var. 3 yıldır uyanma odasında… Salgın baş gösterince pandemi yoğun bakımında görev almış. Yeniden yoğun bakıma uyum sağlamak üstelik de salgın sürecinde çok kolay olmamış: “Koruyucu ekipmanlarla çalışmak çok zor. Çok fazla kıyafeti üst üste giyiyorsun. Verdiğin bütün nefes içine gidiyor. Vücut sıcaklığın ikiye katlanıyor. Ciddi şekilde terlemiş bir halde çıkıyorsun. Su içemiyorsun, yemek yiyemiyorsun, tuvalet ihtiyacını karşılayamıyorsun. Ekipmanı idareli kullanman gerekiyor. Hep sabretmeye çalışarak devam ediyorsun. Deneyimli hemşire olarak her şeyi tam yapmak istiyorsun ama hiçbir şey yetişmiyor. 12 saatlik sürede kritik kararlar vermen gerekiyor.”

45 GÜN EVDEN UZAKTA

Fatma hemşire, salgında Kovid-19 yoğun bakımında görevlendirilince, bir anda kendini elinde valizle yurdun önünde bulmuş: “Biri 6, diğeri bir buçuk yaşında iki oğlum var. Annem 60 yaşında ve genetik bir hastalığı var. 45 gün yurtta kaldım. Küçük oğlum dayanamayıp sarıldığı için bu sürede iki kez büyük oğlumla görüştüm. Evde değil tabi… Evin önüne gidip kovalamaca oynadık. Görüntülü konuştuktan sonra küçük oğlum geceleri ağlayarak uyanmış. Onu kötü etkilediğini düşünerek görüntülü konuşmayı da bıraktık. Büyük oğlum sarılmaması gerektiğini biliyordu. Ama o da çok ağlamış. Sonradan söylediler. Annem de ‘Yeter artık bitsin bu iş’ diye ağlamış. Ailemle kavuştuğumuz gün çok duygusaldı. Küçük oğlum küsmüştü. Büyük oğlum üzerime atladı, gece uykudan uyanıp uyanıp bana sarıldı.”

Fatma Tatlısözlüler’e yoğun bakımda insanların hayata yeniden bağlanmasına yardımcı olmanın nasıl bir his olduğunu da sorduk: “İnsanlar hep anneliği tarifi edilemez bir duygu olarak anlatırlar. Bu da öyle bir şey. Bebek gibi altının temizliğinden, saç bakımına, ağzının temizliğine hastanın her şeyi ile ilgileniyorsun. Bir hastanın çok kötü bir süreçten geçip sonra size el sallayarak gittiğini görmek inanılmaz. Tedaviye çok geç yanıt veriyor olmaları da yoruyor. Bazen bu kadar acıyı neden çekiyoruz diyorsun, sonra iyileştiğini görünce motive oluyorsun. Hastaların hayatına yaptığını katkıyı görüyorsun. Bu duygunun tarifi yok.”

‘YOĞUN ÇALIŞMAYA ALIŞIĞIZ’

Fatma hemşire, salgının kontrol altına alınmasında sağlık çalışanlarının büyük payının olduğunu söyledi:“Sağlık sistemi çökmedi. Bu sağlık personelinin, zor şartlar altında uzun saatler çalışmaya alışkın olmasıyla ilgili bir durum. Bizler yoğun çalışmaya alışkın olduğumuz için direnebildik. Ancak insanlar, sağlıkçıların neler yaşadığının farkında değil. Bu zorlu sürecin sonunda ek ödemelerimizi bile alamadık. Herkes kendini salgından korumak için daha fazla dikkat etmeli. Bizler sokaklarda insanları gördüğümüz zaman üzülüyoruz.”

YOĞUN BAKIMDA DUYGULU ANLAR

Fatma Tatlısözlüler, 46 yaşındaki hastasını ve eşiyle ilk görüşmesini unutamıyor:

“Solunum cihazından ayrıldıktan sonra da hastaları aileleriyle görüşemiyor. Hastanın artık nerede olduğunun farkında olduğu ve umutsuzluğa kapılmaya başladığı bir dönemdi. Eşini görüntülü aradık. Eşi de daha önceden haberi olmadığı için çok duygulandı. Hepimiz ağladık. Ben onun gözyaşlarını sildim, kendi gözyaşlarımı silemedim.”

HASTANIN İYİLEŞTİĞİNİ GÖRMEK MUHTEŞEM

ÖZLEM KONUR USTA/ AYDINLIK