Pandemi ile mücadeledeki başarıyı bilimsel arenaya taşıyabildik mi?

Dr. Mustafa Sevim, Medikritik.com için yazdı.

Ülkemiz COVID-19’a karşı iyi bir mücadele vermekte. Ancak yazının konusu bu iyi mücadele değil.

Vakaların görülmeye başladığı ilk günden bu yana tedavi için birçok ilaç kullanıldı ve kullanılmaya devam ediliyor.

Hidroksiklorokin, favipiravir ve deksametazonun COVID-19’da kullanımı birçok ülkede tartışılırken ülkemizde vakaların ortaya çıktığı günden bu yana neredeyse sürekli kullanıldılar. Özellikle hastanelerde mücadele veren hekimler ve bilim insanları bu ilaçların çok etkili olduğunu iddia ettiler. Bu iddialarını dayandırdıkları temel ise “gözlem”leriydi.

Konumuz bu ilaçların hastalığa iyi gelip gelmediği ya da bu konuyla ilgili yayımlanan bilimsel makalelerin tartışmalı tarafları da değil.

Gözlem, bilimsel bilginin oluşmasında çok önemli bir unsurdur. Ancak “gözlem” bilimsel bilgi değildir. Bilimsel bilgi, içinde gözlemleme süreçlerinin de olduğu, belirli bir metodoloji uygulanarak ortaya çıkarılan sonuçların/varsayımların bütünüdür.

İşte konumuz tam olarak bu: Neden bizim hekimlerimiz ve bilim insanlarımız sadece gözlemle yetiniyorlar? İnsanlık için çok önemli olan bu gözlemlerini bilimsel bilgi haline getirmiyorlar?

Hidroksiklorokin ile ilgili dünyada büyük bir tartışma yürütülüyor. Dünya’nın önde gelen üniversiteleri çok önemli çalışmalara imza atıp, bilimsel bilginin oluşmasına katkıda bulunuyorlar. Aynı şekilde favipiravirin etkinliğini ortaya koyan çalışmalar yapılıyor ve ilacın güvenirliliği bilimsel bir varsayım olarak öne sürülüyor. Şimdi ise deksametazonun COVID-19 tedavisinde etkili olduğunu, bilimsel bir metodoloji uygulayarak ortaya çıkardı İngilizler.

Biz ise bu tartışmalara “biz öyle görmüyoruz”, “bizim gözlemimiz de o yönde”, “biz en başından beri zaten kullanıyorduk” gibi sadece gözleme dayanan bilimsel bir gücü olmayan sözlerle katılıyoruz. Ve ne yazık ki, bu durumla tutarlı olarak, bütün dünya bizim “gözlemlerimize” değil, dünyanın “ileri gelen” üniversitelerinin bilimsel çalışmalarına kulak kabartıyorlar.

Pandemi ile mücadelede gösterdiğimiz başarıyı ne yazık ki bilimsel arenaya taşıyamadık. O kadar ki, hala yayınlanmış ve referans alınabilecek, “ülkemizde görülen vakaların yaş dağılımı” gibi basit bir bilgiye dahi sahip değiliz.

Aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarımızın olduğu; solunum cihazı gibi önemli bir cihazı kendi kaynaklarımızla ürettiğimiz bu günlerde, gözlemlerimizin de bilimsel bir metodolojinin eleğinden geçirilip, yayınlanıp tüm insanlığa ve bilim dünyasının hizmetine sunulması, hekimlerimizin ve bilim insanlarımızın boynunun borcudur.

 


 


 

Etiketler
pandemi ile bilimsel mücadele