Prof. Dr. Nesrin Özeren kimdir

Serap GERMAN-İzmir

Yaptığı bilimsel çalışmalar ve kişiliği ile hepimizi gururlandıran Moleküler Biyolog Prof.Dr.Nesrin Özören,Kovid-19 salgınının ülkemize gelmesiyle projeleri yürüttüğü ekibiyle birlikte kolları sıvadı ilaç ve aşı çalışmalarına başladı.

Prof.Dr.Nesrin Özören kimdir?

İlk ve orta eğitimini Bulgaristan’da , lise ve lisans eğitimini Türkiye'de,doktora ve doktora sonrası çalışmasını ABD'de tamamlamıştır.
Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri Araştırma Merkezi , Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi ,Apoptoz ve kanser immünolojisi laboratuvar kurucusu Prof. Nesrin Özören 2014 yılında ‘’Oda sıcaklığında 30 gün muhafaza edilen aşı taşıyıcı protein mikrokürecik teknolojisi’’ için ABD ve Japonya’dan patent aldı. Biyoteknoloji alanında Türkiye'nin 4 uluslararası bölgeden patentli ilk ve tek buluşuna da imza attı.

Bulgaristan doğumlu Özören, Lise yıllarında hayalini kurduğu "gençlik örgütü"nün tüzüğünün defterinde bulunmasıyla eğitim hakkı elinden alındı ve 1989'da ailesiyle Türkiye’ye kaçtılar ve burada liseden mezun oldu.Üniversiteyi Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünü okuyarak bitirdi.

Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda Sayın Özönerin şu ifadeleri dikkat çekiyor ;

‘’ Lisedeyken, Bulgarlara karşı direniş düşünmüştüm. Kurmaya çalıştığım örgütün adı Mustafa Kemal Atatürk'tü. Defterime 7. sınıftayken yazmıştım bunu. Aslında bir çocukluk hayaliydi. Babam şiir yazardı. Babamın şiirleri ihbar edilmiş. Köye gelince benim odama bakmışlar ve defterimi bulmuşlar. İçinde de kimsenin bilmediği örgütün tüzüğü var. Babamın, annemin de haberi yok. 14-15 yaşındaydım, polise ifade verdik ve bizi bıraktılar. Özel sınavlardan geçerek yabancı dil sınıfını kazanmıştım. Bulgaristan'daki okullardan atıldım, 9. sınıfta. Aslında bu sadece teşebbüs, bir şey yok, hayali bir şey. Bulgaristan'dan kaçmayı kafaya koymuştum. Ailem, Türkiye'ye gelmek için dilekçe verdi ama bizi trenle Avusturya'ya gönderdiler. Mayıs 1989'da Avusturya'dan Türkiye'ye iltica ettik.’’

Prof.Dr.Nesrin Özören bu ifadelerinde dünya rekorları kıran Naim Sülaymanoğlu’nun iradesini,fen bilimlerine olan aşkıyla yanıp tutuşan Türkiye’nin ilk kadın kimyageri Remziye Hisar’ın azmini ve Memleketimiz işgal altındayken sonuna kadar mücadele eden Mustafa Kemal’i görüyoruz.


Sayın hocamızı Covid-19 salgınında da Biyologlar İnsiyatifi – Corona Acil Eylem Ekibine öncülük eden bilim insanlarımızdan biri.Bu platformun yaptığı çalışmalar sayesinde test kitleri için binlerce gönüllü biyolog toplandı ve çalışmalara başladılar.Hem insanlık hem de ülkemiz için düşünmeden,canlarını tehlikeye atarak görev alan biyologların hepsi aynı iradenin bir parçasıdır.Biyoloji çağında biyologların mesleki hakları düzenlenmesİ ve Akademik kadroların açılması bir zorunluluktur.Biyoloji çağında biyologsuz olmaz !


ASC ZERRECİK/MİKROKÜRECİK AŞI TAŞIYICI TEKNOLOJİ NEDİR ?

Prof.Dr.Nesrin Özören ve ekibi,mikroplara karşı insan immün sistemini çalışırken ,bir protein olan mikrokürecik keşfettiler.Bu mikrokürecik kendi hücrelerimizde mikroplara karşı oluşturulan doğal bir yapı.Bu partikül ile çalışırken üzerinde aşı teknolojini geliştirdiler.ASC, bir protein yapı ve Sayın Özören’in ifade ettiğine göre ‘’bağışıklık sistemimizin orkestra şefi’’.Bu protein aktifleştiğinde vücudumuz alarm veriyor ve patojen varmış gibi davranıyor.Kanserde tıpkı patojenler gibi vücudumuzda bir çeşit istilacı.Bu sistem kullanılarak kansere karşı immün sistemi harekete geçiyor. Aynı zamanda mikrokürecikler var olan aşılarında oda sıcaklığında taşınmasını sağlıyor.Bu çalışma ile kansere karşı yeni bir immün tedavi geliştirdiklerini, yaptıkları hayvan deneylerinde gösterdiler.Sayın Özören ‘’Türkiye’nin potansiyelini görüyorum.En gidilmedik yoldan gittiğiniz zaman yeni bir şey buluyorsunuz.’’ ifadesini kullandı.

Mikrokürecikler bağışıklık sistemimiz için çok önemli moleküller.Bağışıklık sisteminin il basamağı Ödem oluşmasında sitokinin salınımı yapıyor. Mikroorganizma gelip dokuya girince bu sistem çoklu bir kompleks yapıyor ve sitokinler devreye giriyor.Böylece üçlü ve dörtlü bileşikler oluşturarak ,yani katlanarak mikrokürecikler yapıyorlar.Aynı mutasyonlar yan yana koyulduğunda iplik ve mikrokürecik yapamıyor.Doğal bağışıklığımızın bir parçası olan bu patikülü istenilen doğrultuda değiştirebiliyorlar. Mikrokürecikler tuzlu su çözeltisinde bozulmadan bir aya kadar kalabiliyor ve oda sıcaklığında bozulmuyorlar. Mikrokürecikler hala aşısı bulunmamış virüsler için aşı üretmek noktasında olanak sağlayacak.
Yapılan fare deneyi örneklerinde aşıyı bu partikülle verdiklerinde 7 gün immün sistemde kalıcı oluyor.Bununda ötesinde Hocamız bu partikülü grip virüsü üzerinde denediklerini açıkladı.H5N1 girip türü için deneylerler yapıyorlar.Tavuk ovalbümin proteinlerini mikroküreciklere modifiye ederek anti-tümör deneylerinde kullandılar.Belirteç olarak kullanılan ovalbümin protenin mikroküreciklere eklenmesiyle kanser hücrelerinin öldüğünü ifade ettiler.İnsan tümörü çalışmak için insan hücre soyunu ,bağışıklığı zayıflatılmış farelere koyarak çalışmalara devam ediyorlar.Bu partikül aynı zaman covid-19 aşısı için hepimize umut oluyor.