Şimdi tıp fakültesinde okuyor olsaydım neler yapardım?

İnsanlar bazen bulundukları zamanı
çok iyi değerlendiremez sonra keşkelere boğulurlar. Tıp fakültesinde okuyanlar
öğrenim hayatlarında ve sosyal hayatlarında  neler yapmalı, neler yapmamalı? 27 yıllık bir
hekim olarak deneyimlerime ve hedeflerime dayalı oldukça kişisel olan ve biraz
da mizahi olan bu değerlendirmemi sizlerle paylaşmak istedim. 

Öncelikle bunu yazdığıma üzgünüm
ama, şimdiki aklım olsa tıp fakültesinde okumazdım. Özellikle son dönemlerde
artan sağlıkta şiddet olayları, tüm sorumluluğun sağlık çalışanlarına
yüklendiği algoritmalar ve son dönem yazılımlarla takip edilen ve karşılığı
olmayan bilgilerin doldurtulmasına yönelik gereksiz iş yükünden dolayı
isteğimin azaldığını belirtmek isterim. Benim tıp fakültesi tercihimi engellemeye
çalışan bir doktor ağabeyim gibi bir çok tanıdığıma ve hatta çocuklarıma tıp
fakültesini tercih etmemeleri için çabaladığımı bilin isterim. Umarım şartlar
bir Türk hekimin sağlık, güvenlik, huzur ve gelecek kaygısı olmadan belirli bir
düzende çalışmasını sağlayacak şekilde 
değişir. Peki herşeye  rağmen
devam eden kahraman şamanlar ne yapacak, Tıp eğitimi sırasında yapmayıp ta
pişman olduğum konular maalesef oldukça fazladır;

  1. Öncelikle yabancı dil eksiğim yüzünden kendimi affedemiyorum. Artık tıbbi bilgiler o kadar hızlı ve fazla miktarda birikiyor ki çevirisini bile yapmak mümkün olmuyor, özellikle İngilizce yayınlar karşısında yabancı dili olmayanlar Fransız kalıyor.  Elbette yabancı dil, yurtdışında ek eğitim ya da çalışma için de avantaj oluşturmaktadır. Şu an iki ayrı yabancı dil kursuna devam ediyorum.
  2. Öğretim üyelerimiz bazen öğrencilere uzak olabiliyor. Tüm öğrecilerin bir arya gelerek, kapı olmazsa pencere, o olmazsa bacadan girerek öğretimin kalitesini arttıracak ivmeyi bir şekilde zorlamaları gerekiyor. Ben şimdi öğrenci olsam bilgiyi soğurur bunun için bütün kanallarımı açık tutardım.
  3. Süreçte bağlantım koptu ve fakültedeyken zayıf bağlantıda olduğum arkadaşlarla uzun süre görüşemediğim  oldu. Şimdiki aklım olsa bana en uzak sınıf arkadaşımla bile güzel bağlantılar kurardım ve ilişikilerimi süreçte güçlü tutardım.
  4. Vizyonumu geniş tutardım. Büyük düşünürdüm. Büyük düşünmek demek profesör olmak demek değildir elbette,  Atatürk gibi düüşünmek demektir.  Vizyonu geniş  tutmak için nelere ihtiyacım vardır bunların tespiti gerekir. Mesela teknoloji, ihtiyaçlar ve geleceğe hazırlık.
  5. Yapay zeka (artificial intelligence) konusunda gelişmelere açık olur, araştırmalar yapardım. Çalışmalarımla ve araştırmalarımla fark yaratmaya çalışırdım.
  6. Hastaların ihtiyaçlarını tarzlarını bilmek gerekir. Hasta hekim ilişikileri konusu tıp bilgisinden daha önemlidir. Kişiler arası ilişiki ve empati üzerine çalışır, öğretim üyelerinden bunlarla ilgili bilgi ister, eğitimler düzenlenmesini talep ederdim.
  7. Fakültedeyken hekimliğin sadece tıbbi tedaviden oluştuğunnu sanıyor diğer yöntemleri önemsemiyordum . Sonrasında aldığım eğitimler sayesinde şimdi dans terapisti ve psikodrama terapisti oldum. Vizyonum genişledi. Bazı öğretilerin ilaç firmaları ve başka sektörlerce kirletildiğini ön plana çıkarıldığını gördüm.
  8. Bugün yaşayacaklarımı bilseyim, derneklerlerde, kitle örgütlerinde, sendikalarda aktif olur hakkımı savunur, kararlara ve yönetimlere katılırtdım. Taleplerimi her yerde, sosyal medyada net ve güçlü bir şekilde savunur, kamuoyu oluştururdum.

Hekimlik
bir nevi şamanlıktır. Hastalarımıza şifalı gözlerimizle ve ellerimizle
dokunmalıyız. Her tıp öğrencisinin İçimizdeki Şifacı’yı takip etmesi
güçlendirmesi dileklerimle meslektaşlarımı selamlarım.

Dr. Alper ZOBARLAR
Dans Terapileri Dernek Başkanı