Türkiye’de Ortez-Protez eğitimi, sorunları ve çözümü

Ülkemizde protez–ortez alanındaki çalışmalar II. Sultan Abdulhamid dönemine dayanmaktadır. Dönemin Maliye Bakanı Saadettin Paşa üç defa amputasyon geçirmiş ve amputasyon sonrası kendisine Fransa’dan iki defa protez getirtilmiştir. Fakat üçüncü amputasyondan sonra Fransızlar protezin değerini 300 katına çıkarmış, bunun üzerine II. Sultan Hamit protez–ortez çalışmalarının ülkemizde de yapılmasını istemiştir. II. Sultan Abdulhamid’in emri üzerine 4 subayımız Fransa’da eğitimi almışlar ve ilk atölyeyi 1900’lü yıllarda Tersane-i Amire’ nin bünyesinde Alat-ı Nazika adı altında kurmuşlardır.

I. Dünya Savaşı sırasında birçok cephede uzuvlarını kaybeden askerlerin tedavileri, ülkemizde ortez–protez alanının gelişmesine yol açmıştır. Bunun yanı sıra özel teşebbüsler de gelişmiş, Almanya’da eğitim alan Tanaş Kifidis Türkiye'nin ilk resmi diplomalı ortez-protez teknikeri olarak 1928’de(1919?) Beyoğlu’nda özel bir ortez-protez atölyesi açmıştır.

Ortez-protez üzerine yapılan akademik çalışmalar, bu alanın üniversitelerdeki bilimsel birikime dahil olmasını sağlamıştır. Tekniker Fuat Çelik, 1948’de Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Çocuk Cerrahisi Kliniği’ nde ortez–protez atölyesi kurulmasına öncülük etmiştir. Ülkemiz 1951 senesinde Prof. Dr. Cevat Alpsoy’un eseri olan Sun-i Uzuvlar ve Ortopedik Cihazlar kitabı ile tanışmıştır. Bu kitap, alanındaki ilk Türkçe kaynak olarak önemini hala korumaktadır. Aynı zamanda Prof. Dr. Rıdvan Ege’nin ortez-protez alanındaki yazıları ülkemizde ortez-protez bilimine ışık olmuştur. 1955’te İstanbul Tıp Fakültesi’nde, 1961’de Gülhane Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde, 1965’te Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu’nda ortez-protez atölyesi açılmıştır.

1985’e gelindiğinde bu alandaki eğitim daha küçük yaş gruplarına verilmeye başlanmış, Bakırköy’de Almanların yardımı ve Sağlık Bakanlığı’nın kararı ile lise düzeyinde ortez-protez okulu açılmıştır. 1993’te Ankara Üniversitesi Dikimevi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nda ortez–protez atölyesi kurulmuştur.

Alandaki devlet liselerinin kapatılması ile beraber ortez-protez eğitimi üniversitelerde ön lisans programı olarak açılmıştır. İlk defa 2014-2015 eğitim öğretim yılında Medipol Üniversitesi bünyesinde ortez-protez lisans eğitimi başlamıştır. Günümüzde Üsküdar Üniversitesi, Gelişim Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi’nde de lisans eğitimi programları bulunmaktadır.

Ortez-protez eğitiminde üniversitelerin yapısı itibariyle birçok eksiklikler var. Düşünün ki ortez-protez okuyorsunuz. Yani siz de bir sağlık çalışanı adayısınız fakat ilk yardım dersi görmüyorsunuz. Onun yerine hukuk dersi ya da yıllardır ilkokul, ortaokul ve lisede gördüğümüz Türkçe, İngilizce derslerini görüyorsunuz.

Üniversitelere baktığınız zaman Ar–Ge alanında yatırım göremiyorsunuz. Bu alanda çalışmalar yapılmıyor. Her zaman gençlerimizden bahsediyoruz fakat gençlerin olduğu alanda Ar–Ge yok. Özellikle ortez-protez alanı teknoloji ve bilimle ilerleyen bir alandır ve alanımız teknolojik ve bilimsel çalışmalar ile donatılmalıdır.

Yıllardır ortez-protez alanında dışa bağımlılığımız devam ediyor. Dışa bağımlılığımızı ancak ve ancak gençlerle birlikte üniversiteler bünyesinde çözebiliriz. Yıllardır gördüğümüz Türkçe, İngilizce, tarih ve üniversitelerin koyduğu seçmeli (seçmeli ama mecburen o dersi seçmek durumundasınız) hukuk gibi derslerin yerine teknoloji ve bilim ile ilgili derslerin eğitimi verilmelidir.

Uygulama derslerinin saatleri ülkemizde o kadar düşük ki, öğrenciler mezun olduklarında çalışma hayatlarında ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlar. Elin oğlu-kızı 3D printer ile ayakkabı yapıyor, protez ve ortez yapıyor; bizler ise sadece izliyoruz. Peki bu sorunların çözümü nedir?

İlk olarak uygulama derslerinin ders saatleri arttırılmalıdır. Ortez-protez alanında eğitim alan öğrencilerin ve diğer sağlık bölümlerinin ders içerikleri tamamıyla sağlık alanı ile ilgili olmalıdır. Seçmeli ders adı altında sağlık alanı ile bağdaşmayan veya yıllardır ilkokul, ortaokul ve lisede gördüğümüz dersler önümüze koyulmamalıdır. Yıllardır gördüğümüz Türkçe, İngilizce ve tarih derslerini üniversitede gördüğümüzde bir şey keşfetmiş olmuyoruz. Ders içerikleri aynı, ders sistemlerinde herhangi bir farklılık yok. Yani Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz.

Ortez-protez ders içeriklerinde her dönem Ar-Ge çalışmaları yer almalıdır. Yani her öğrenci her eğitim öğretim döneminde mesleğimize yönelik bir çalışma yapmalıdır. Bu çalışmada öğrenci araştırmasını ve tasarımını yapıp daha sonra 3D printer ile bunu hayata geçirmelidir. Bu çalışmaların hepsi üniversitede öğretim görevlileri ile koordinasyonlu yürütülmelidir.

Dışa bağımlılığımızın önüne ancak bilimsel ve teknolojik çalışmalar ile geçebiliriz.Ülkemizde yerli ve milli üretim için her türlü imkan mevcuttur. Sadece biz bu imkanları kullanmayı bilmiyoruz. Kullanmak isteyenlerin önüne de prosedürler, kurallar çıkıyor.

Üniversitelerin eğitim sisteminde halihazırda klinik çalışmalar. Klinik çalışmanın yerine Ar-Ge çalışmalarını koysak güzel olmaz mı? Bu Ar-Ge çalışmalarında yerli ve milli üretime yönelik çalışmaları yapabiliriz.

“Bir ülkenin geleceği teknik elemanların yetenekleri ile sınırlıdır.”

Sözlerimi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşama yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.” sözü ile noktalıyorum.

 

B. Doğukan Yertürk

Ortez-Protez Teknikeri