Ya Cumhuriyet Olmasaydı?


Nereden başlamalı bilemez bazen insan, ben de bu hikaye yazarken tam olarak öyle bir noktadayım.


Herkes bugün Yaşasın Cumhuriyet diye haykırırken ben, Cumhuriyet'in ulaşamadığı köy evinde yaşanan bir olayı anlatacağım sizlere.
Rahmetli babaannem dedem ile evlenip 5 çocuğu olduktan sonra, dedem kanser oldu ve dünyaya gözlerini yumdu. Gazi olan büyük dedem yaşı ve hastalıkları sebebiyle babaannemi köy yerinde koruyamayacağını düşünerek, ailesine geri gönderdi. Kundakta yavrusu vardı babaannemin, emzirmesi gerekiyordu ama; namus, örf, gelenek daha kutsaldı köy yerleri için… Babaannem mecbur kaldı gitti.. Tekrar evlendi. O eşinden de 5 çocuğu oldu. Kader bu ya, o eşi de kanser oldu, vefat etti. Zavallı babaannem on yetim çocukla aç açıkta kalmıştı. Evde bir tas çorbaları yoktu. Öyle bir yokluk. Babam cumhuriyeti işte o zaman kavradı.. Annesi okumuş bir kadın olsaydı, bu kadar çile onların hayatına girmeyecekti. Yıllar geçti amcam ve yakın arkadaşı "Köy Korucusu" oldular. Amcamın yakın arkadaşı, PKK tarafından, amcamın gözleri önünde şehit edildi. Bu acı amcamı kahretti, ailenin PKK ile mücadelesi başladı ve babam ikinci gerçeği kavradı… PKK halkın ve dolayısıyla Cumhuriyet'in esas düşmanıydı ve gözünü kırpmadan öldürüyordu. Amcam ilerleyen süreçte kanser oldu. Güleryüzlü amcamızı kaybettik ben 12 yaşındayken..

Babam tüm bu süreçler içinde diğer 9 kardeşi ile birlikte çok acılar çekti ama; hiçbiri bunları bize anlatıp kendilerini acındırmadı.
Ben babamdan güçlü olmayı öğrendim. Babam bana, kız çocukları ne olursa olsun okumalı derdi. Sözünü tuttu, üç kızını yani bizleri okuttu. Ben onun sayesinde hemşire oldum, en önemlisi onkoloji hemşireliği yaptım. Bu bölümü en çok babam ve ülkem için yaptım. Feda olsun…
Cumhuriyet olmasaydı yapamazdım. Peki siz hiç düşünüyor musunuz?
Ya Cumhuriyet olmasaydı?

Hemşire Fatma Utkan