Uzman Doktordan Buruk 29 Ekim Mesajı:"Hekim olmak zor, inanılmaz zor"

TUS ve DUS eğitmeni Dr. Özkan Yükselmiş, sosyal medyada paylaştığı mesajında bundan 2 sene önce 29 Ekim günü yaşadığı mobbinge dayanamayıp kendi canına kıyan pediatri asistanı Ece Ceyda Güdemek'i anarak genç hekimlerin çektiği sıkıntıları vurguladı.

TUS ve DUS eğitmeni Dr. Özkan Yükselmiş, sosyal medyada paylaştığı mesajında bundan 2 sene önce 29 Ekim günü yaşadığı mobbinge dayanamayıp kendi canına kıyan pediatri asistanı Ece Ceyda Güdemek'i andı. Adana Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde pediatri asistanı olan Güdemek, 2017 yılında Adana'da 9. kattaki evinin balkonundan atlayarak hayatına son verdiğinde 28 yaşındaydı.

Yükselmiş'in özkıyımda bulunan Güdemek'e dair mesajı:

ARTAN HEKİM İNTİHARLARI
Bir sorun mu? Yoksa bir sonuç mu?
Soğuk bir 29 Ekim günüydü, Yağmurlu ve kasvetli
Bir ses ve bir çığlık
Ne olduğunu anlamadan yerde yatan Eceyi gördüm.
Çatıdan bırakmıştı kendini
2 yıl sonra 29 Ekimde bunları kaleme alıyorum
Ülkede hekimler intihar ediyor
Bunun sebebi ne sizce?
Hekim olmak zor, inanılmaz zor.


20 yaşındaki çocuğun bir komite sınavı bile sizin hayatınız boyunca girip girebileceğiniz bütün sınavlardan zor.
Tıp 2'deki basit bir sınav bile bütün ÖSS'lerden KPSS'lerden zor.
Tıp 4'deki tek bir staj bile bazı 4 yıllık bölümlerden zor.
Hele son yıI.
Gaita taşıma,dosya doldurma,kan alma gibi işleri geçtik.Bunlara alıştık.
Hakaretler, mobbingler, hasta yakınları ile ilk tanışmaları da geçtik.

TUS diye dünyanın en zor sınavlanndan biri var. Rekor kıran birinci bile 30 yanlış yapıyor sınavda öyle düşünün. Bu sınavın stresini de geçtim...
Yahu 24 yaşında çocugun elinde insanlar ölüyor insanlar diriliyor.
Bunun psikolojisini yönetmek çok zor. Halihazırda tip öğrencilerine yönelik bir düzenli terapi programı yok. Askeriyede bile kısa sürelerle alınan psikolojik testler tıp öğrencilerinde yaplmıyor. Hocaların da tek dediği "doktor olacaksınız, alışın!"

"BU MOBBİNG DE DEĞİL, BU BAŞKA BİR ŞEY"

Bu  zor bir argüman.Evet doktor olacaksın.
O kadar maaş alacaksın.  "Ya alış ya bırak” baskısı...
Bunun adı mobbing de değil.
Bu başka bir şey.
Buna da bi ara değinmek gerek
.
Tamam her şey bitti. Çok şükür mezun olundu.
Tıpta değişik bir uygulama var.
Kimse diplomasını alamaz.
Devlet belli bir süre hizmet etmeden diplomanızı vermez.
Bu hizmet için de periferde açılan kadrolardan seçersiniz.
Başkası da seçerse genel kurraya kalırsınız. Hayatında bilmediği bir bölgeye ve büyük ihtimal ile de bir daha görmeyeceği bir ilçeye atanıp 1.5 yıl çalışmak zorundadır.
Bu sırada TUS stresi de devam eder.Eğer zorunlu hizmette gittiği yerde memnun değilse TUS’da önüne gelen yeri yazar ve mutsuzluk değirmenine kendi su taşımış olur.
Asistanlıkta; gün aşırı nöbetler, mobbingler, eğitim, ölenler-dirilenler, hasta yakınları, kavgalar, soruşturmalar, SABİM'ler derken büyük ihtimal ile evlenmeye bile fırsatı olmayan hekimimiz 30’una yakın saçları beyazlamış şekilde uzman olur.

“EE NE YAPACAK? DERSENİZ, CEVABINI BİZ DE BİLMİYORUZ

Tekrardan zorunlu hizmete tabi tutulur. Tekrardan taşrada açılan kadrolardan birini seçmesi istenir. Seçmezse otomatik olarak en ücra bir ilçeye atanır. çalışmıyorum derse diplomasını alamaz.Kurrayı beğenmezse 1 yıl yeni kurraya giremez.
“Ee ne yapacak?” Derseniz bu sorunun cevabını biz de bilmiyoruz.
Gitti bir ilçede uzman olarak 2 yıl daha çalıştı. Ve ailesinin yanına dönmek için atamaya başvurdu ama büyükşehirler dolu. Eş durumu yapması lazım. İstemediği bir evlilik yaptıysa cabası. Al mutsuzluk değirmenine bir tas su daha ...

E durumu yoksa ailesinin yanına dönmesi 1-2 yıI daha sürecek.

İstifa ederse özellerde az bir gelire kölelik yapacak.
Hocam abartma dediğinizi duyar gibiyim. Ama yüzlerce örneğini gördüm bunun.
DHY yüzünden yanlış branş.
DHY yüzünden yanlış evlilik.
Ve bunun yanında günlük mesai baskısı. Sevk zinciri. Usülsüz istekler cabası. Raporlar, hastalık hastaları,ukala hasta yakınları...
Ölenleri,dirilenleri, iyileşenleri, iyileşmeyenleri, günlük iş stresini artık geçiyorum düşünün.

Zaten hekimimiz alıştı onlara.Alıştı diyorum aslında kabüllendi.
Aslında duygusuzlaştı.
Aslında yoruldu.Yaşlandı ve yıprandı.
Artık kararlar yorgun.
Düşünceler yorgun.
Hayat anhedonik bir hal almışken belki de intihar denen illet; basit bir olayda bile seçenek gibi görünmeye başladı.
Belki de Ece’nin başına aynısı gelmişti.
Yerde yatan bedenine müdahale ettik çalışma arkadaşları ile birlikte.
Onu kurtaramadık.

Elimizde bir meslektaşımız vefat etti. Adana'da soğuk bir 29 Ekim pazarında
Ailesi hiçbir zaman anlayamadı
Mobbing var mıydı
Veya çalışma  şartları mı onu yıprattı
Çok zor bir branşta ve çok zor bir yerde çalışıyordu.
Her ne kadar iş arkadaşları mobbing olmadığını söylese de özel hayatında bir sıkıntı olmadığını iyi biliyoruz.
İntihar notunda da şu ifade:
"Lanet hastaneler doktorlara yüklenip durmasın"

Nur içinde yatsın…