Almanya'daki Türk doktor Medikritik’e anlattı: Salgında başarının sırrı ne?

Uluslararası düzlemde sağlık çalışanlarının Koronavirüs ile mücadelesini sizlere aktarmaya devam ediyoruz. İtalyan doktor ile yaptığımız ropörtaj ilgi gördü, şimdi sırada Almanya var. Bu sefer sorularımızı yanıtlayan ise Almanya’da görev yapan bir Türk doktor: Mustafa Tosun.

Doktorları ve sağlık personelini korumak için kullanılan araç ve gereçler nelerdir?

Koronavirüs ile mücadele sürecini üçe ayırıyoruz. Bir, COVID tanısı konulan bölüm; iki tanısı kesinleşmemiş şüpheli hastaların olduğu bölüm; üç, COVID olmayan hastalar. Robert Koch Enstitüsü, bir algoritma çıkardı ve tüm hastanelere dağıttı. Bir de hastanelerde ekipler oluşturuldu. Başhekim, bölüm başkanlarının olduğu ekip belediyelerin sağlık daireleri ile irtibat halinde oluyor.

Ekipmanlar aynı Türkiye’deki gibi gözlük, önlük, izolasyon odası ve diğer şeyler… Bu konuda pek bir farkımız yok.

Şu ana kadar doktorlar da dahil olmak üzere kaç sağlık personeli görevini yerine getirirken enfekte oldu?

Robert Koch Enstitüsü, COVID hastaları için yayınladığı 18 Nisan’daki istatistiğe göre sağlık personeli vaka sayısı 6720 kişi, toplam vakanın %6’sı yapıyor. İlk haftalara göre artış gösteriyor. Sağlık personelinde enfekte olanların yaş ortalaması 42. Şimdiye kadar kaybettiğimiz sağlık çalışanı sayısı ise 11.

Almanya’da bir hastadan kaç kişiye bulaştığına ilişkin sayı veriliyor. İlk zamanlarda bir hastadan 2.3 kişiye bulaşıyordu, şuan ise bir kişiden 0.7 kişiye bulaşıyor. Doğal olarak enfeksiyonlarda düşüş yaşıyoruz. 

Hastanelerin kapasitesi duruma hizmet etmek için yeterli mi?

Almanya gerçekten örnek alınması gereken bir çalışma içerisinde. COVID salgını başladığında Almanya’da 18 bin yoğun bakım yatağı vardı, kısa süre içerisinde bu sayıyı 30 bine çıkardılar. Bu yatakları personel ve solunum cihazıyla desteklediler. 

17.110 yatak dolu(%59), 11.901 yatak ise boş. Kapasite yeterli şuan.

Bu mevcut salgın Pandemi durumunun üstesinden gelmek için hangi tavsiyelerde bulunursunuz? 

Halk sağlığı için milli bir seferberlik ilan edilmesi lazım. Acil müdahale ve bilim kurulu oluşturulması lazım. Türkiye’de bilim kurulu kuruldu, Almanya’da da kuruldu. Yalnız burada işin merkezinde istatistik veren ve hastanelere tavsiyeler veren Robert Koch Enstitüsü var.

Üç parçalı bir strateji belirlendi.

a)Virüsün yayılımını engellemek

b) Yaşlı ve bağışıklıığı düşük hastaları korumak

c) Hastanelerin ve yoğun bakım yataklarının kapasitesini artırmak

Almanya, salgın başlangıcında şu hedefi koydu. Koronavirüs ile yaşamayı öğrenmek gerekiyor, yayılımı azaltmak ve aşı, ilaç çalışmalarını artırmak…

Sağlık sisteminde tasarrufa gidip parayı merkeze koyan özel sağlık politikaları iflas etti. En iyi örneği İtalya ve İspanya’dır. 2008 krizinden sonra sağlık sektöründe tasarrufa gitti bu iki ülke. En çok ölümü de bu ülkeler yaşadı. Koronavirüs bize şunu gösterdi: Sağlık sisteminde insanı merkeze almak gerekir.

Gerekli ekipmanların eksikliği nasıl çözülüyor? Hükümet veya hükümet dışı kaynaklardan yeterli miktarda tedarik var mı?

Aslında ilk dönemlerde biz dışarıda maske takmanın zorunlu olması için öneride bulunduk. Hükümet ‘yeterince maske yok o yüzden zorunlu tutamayız, sadece tavsiye ederiz’ dedi. Almanya, maske üretimini milli şirketlere verdi, ihale açtı ve ağustos ayına kadar 80 milyon maske üretme mecburiyeti koydu şirketlere. Bu maskelerin 20 milyonunun FP2 tipi olma şartı getirildi. Üretimin Alman şirketlerine verilme sebebi tedariki güvence altına almak, dışa bağımlı olmamak yani milli bir ekonomi ortaya koymak…

Diğer hastalar ve COVID 19 hastaları ayrılıyor mu? Aynı çatı altında farklı bölümlerde mi tedavi ediliyor? Farklı hastanelerde mi tedavi ediliyor?

Özellikle COVID merkezli hastaneler var. Örneğin; Dortmund şehrinde çoğu COVID hastaları bu merkezlerde tedavi görüyor. Oradaki kapasite yeterli olmazsa ikinci bir hastane belirlendi. Orası da dolarsa üçüncü hastaneye sevk edilecek. Bir sıralama var. 

COVID hastalarının bölümleri, doktorları ve personeli ayrı.

Mevcut durumda çalışan herhangi bir stajyer doktor var mı?

Almanya’daki tıp fakültesi öğrencileri büyük bir seferberlik ilan etti. Birçok gönüllü oluştu. Onları organize etmek için internette bir platform kuruldu. Tıp, hemşirelik, hasta bakımı gibi birçok bölüm öğrencileri gönüllü formu doldurup hastanelere dağıtılıyor. 

Bu platformun destekleyicisi Almanya Tabipler Birliği ve Almanya Tıp Öğrencileri Birliği.

Bu iki kurum gönüllülük seferberliğini organize ediyor. 

Salgın hastalığa karşı savaşırken ülkenizdeki sağlık çalışanlarınıza ne gibi imkanlar sunulmaktadır?

Türkiye’de olduğu gibi tüm dünyada sağlık personeli canla başla mücadele ediyor. Toplumda taktir topluyor bu durum. Özellikle hemşireler için bir ek ödeme paketi düşünülüyor, ancak henüz somutlaşmış değil. 

Hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının çalışma saatleri nedir?

Yoğun bakım ünitelerinde 2 veya 3 vardiyalı çalışma hekimler için, hemşire ve hastabakıcılar için 3 vardiyalı bir çalışma oluşturuluyor. Diğer bölümlerde hasta sayısına göre oluturuluyor.

Almanya'da sağlık çalışanları yönelik şiddete karşı ne gibi yaptırımlar var?

Almanya’da son yıllarda sağlık çalışanlarına karşı şiddet arttı. Hükümetin şubatta yeniden düzenlemeye gidilmesini duyurdu. Bu durum Almanya Tabipler Odası tarafından çok olumlu karşılandı. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin daha ağır cezalandırılmasıyla ilgili yasa önümüzdeki aylarda geçeceğe benziyor.

Almanya Tabipler Birliği sürece ne gibi katkılar sunuyor?

Robert Koch Enstitüsü ile iletişim halindeler. Devlet ile ortak bir şekilde sahadaki çalışmayı organize ediyorlar, hekimleri bilgilendiriyorlar, algoritmaları düzenli gönderiyorlar. Sağlık Bakanlığı da hem Robert Koch Enstitüsü hem de Almanya Tabipler Birliği ile irtibat içinde.

Gönüllüleri organize etme noktasında da önemli görevler alıyorlar. Günlük siyasetle uğraşmıyorlar. Partiler, seçimler, polemiklerden ziyade kendilerine özgü sağlık ve hekimlerle ilglili sorunlarla uğraşıyorlar. Sanırım Türk Tabipleri Birliği günlük siyasetle de uğraşıyor ancak Almanya Tabipler Birliği sağlık politikası geliştiriyor, danışmanlık görevi görüyor ve komisyonlarda yer ediniyor.

Bir örnek vereyim: Almanya Tabipler Birliği’nin çıkardığı “Deutsche Ärzteblatt” dergi dünyada en çok basılan tıp dergisidir. Bu dergi 370 bin basılıyor ve 1872’den beri… Düşünebiliyor musun?

[[{"type":"media","view_mode":"media_large","fid":"3335","attributes":{"class":"media-image wp-image-14819","typeof":"foaf:Image","style":"","alt":""}}]]

Peki medikritik.com aracılığıyla sağlık çalışanlarına ve yöneticilere bir mesajınız var mıdır?

Türkiye bu süreci atlatacak güce sahiptir. Devletçe ve milletçe bu zor günlerin üstesinden geleceğiz. Vatanımıza güveniyoruz. Almanya’daki Türk hekimlerinin selamını iletiyorum. 

Çok teşekkür ederiz, bize vakit ayırdığınız için.

Ben teşekkür ederim.

Doktor Mustafa Tosun kimdir?

Dr. Mustafa Tosun 1976 yılında madenci bir ailenin ilk çocuğu olarak geldi dünyaya. Liseye kadar Hamm'da eğitim gören Mustafa Tosun, tıp okumak için Münster şehrini tercih etti. Üniversite yıllarında Viyana, İzmir, İstanbul gibi şehirlerde staj yaptı ve asistanlık görevini Essen Üniversite Hastanesinde yerine getirdi. Üroloji alanında uzman doktor ünvanını alan Tosun, şimdi Dortmund St. Josef Hastanesinde çalışıyor. Uzmanlık alanları Üroonkoloji ve tıbbi tümör tedavisi. Mustafa Tosun evli ve iki çocuk babasıdır.