Av. Dr. Türker Fatih Çiçek: COVID-19 enfeksiyonunun iş kazası kapsamında değerlendirilmesi

Av. Dr. Türker Fatih Çiçek sağlık personeli açısından COVID-19 enfeksiyonunun iş kazası kapsamında değerlendirilmesi konulu bir yazıyı kendi internet sitesinden yayımladı.

Avukat Doktor Türker Fatih Çiçek mevcut durum hakkında görüşlerini şöyle aktardı:

Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de Covid-19 salgınında sağlık personeli en yüksek riski taşımaktadır. Başta Acil Servis, Enfeksiyon Hastalıkları, Göğüs Hastalıkları ve Yoğun Bakım Ünitesi çalışanları olmak üzere tüm sağlık çalışanları virus maruziyeti riskini taşımaktadırlar. Sağlık çalışanlarının görevlerinden dolayı maruz kalacağı enfeksiyonların hukuk düzenimizde iş kazası olarak değerlendirileceğini öngörmekteyim.

İş kazası 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda çalışanı işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlanmıştır. İş kazası tanımı kamu yada özel sektör çalışanları için farklılık taşımamaktadır.

Mevzuatımıza göre İşveren iş sağlığı ve güvenliği açısından her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Her türlü önlemi almakla yükümlü tutulmak, işverenin önlem alma yükümlülüğünün sadece mevzuatta sayılan önlemlerle sınırlı olmadığı, mevzuatın öngörmediği ancak bilimsel ve teknolojik gelişmelerle birlikte ortaya çıkan koruyucu ve önleyici yeni tekniklerin de işveren tarafından takip edilerek uygulamaya sokulması gerektiği anlamına gelmektedir.

İşveren (Kamu veya özel sektör farketmeksizin) tarafından işyerinde gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda çalışanın bu nevi bir virüs neticesinde hayatını kaybetmesi veya zarar görmesi halinde işveren açısından hem hukuki (tazminat) hem de cezai sorumluluk doğmaktadır. Ayrıca önlemlerin alınmasında gerekli özeni göstermeyen yöneticilerinde şahsi sorumlulukları doğacaktır. İdarecilerin bu sorumluluklarından dolayı, sağlık personeline iş güvenliği kapsamında alınması gereken tüm önlemleri ve ekipmanları imkanları maksimum oranda kullanarak sağlama yükümlülükleri vardır.

Virüsle mücadele kapsamında ekipman ve önlem eksiklikleri sıkça dile getirilmektedir. Sağlık personelinin kendilerine ilişkin alınması gereken önlemlerde (idari izin,malzeme,görev değişikliği vs) veya ekipman eksiklikleri durumlarında idareye yazılı başvuru yapmaları birçok durumda sorunu çözecektir. Çünkü yazılı bildirimle sorumluluğun idarecilere aktarılmasından dolayı bu konuda yaşanabilecek muhtemel vurdumduymazlıkların azalacağı da yüksek ihtimaldir.

Sağlık personelinde çalışma ortamındaki virüs maruziyeti sonucu gelişebilecek Covid-19 enfeksiyonları 3 iş günü içerisinde iş kazası olarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilmelidir. Bildirimin işveren tarafından yapılmaması hali söz konusu olur ise bu durumda bildirim kazadan zarar gören tarafından yerine getirilebilir.

Yargıtay, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. Maddesinde yer alan İş Kazası tanımının yorumunu geniş tutmaktadır. Nitekim Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2018/5018 Esas, 2019/2931 Karar sayılı ve 15.4.2019 tarihli kararında ;“İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında kendisine H1N1 (domuz gribi) virüsü buluşan tır şoförü olan işçinin, Türkiye’ye döndükten sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiğini” belirtmiştir.

Dolayısıyla ilgili Yargıtay Kararından da anlaşılacağı üzere maruziyetin iş yerinde olduğunun gösterilmesi şartıyla sağlık personelinin COVİD-19 enfeksiyonu geçirmesi ve sonucunda zarar görmesi iş kazası olarak değerlendirilecektir.

SON SÖZLER:

Sonuç olarak bir hekim ve avukat olarak meslektaşlarıma tavsiyem, salgınla mücadelede ilk önceliğin kesinlikle kendi sağlıklarını korumaları gerekliliği olduğunu unutmamaları, kendileriyle ilgili bilimsel olarak alınması gereken önlemlerin (idari izin, yer değişikliği) varlığı veya kendileri için ekipman gerekliliği hallerinde taleplerini yazılı olarak yöneticilerine bildirmeleridir.

Sağlık çalışanı arkadaşlarımın süreci zararsız atlatmasını umut etmekle birlikte aksi durumda oluşabilecek zarar durumlarında geride kalanların maddi mağduriyetlerinin giderilmesi sorumluluğun İŞVEREN' e (ÖZEL,KAMU) ait olduğunun ve ciddi tazminat yükümlülüklerinin doğacağının da unutulmaması gerekir.

Av. Dr. Türker Fatih ÇİÇEK