Tıbbın Alternatifi Yok

Farmakoloji uzmanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, kanser hastalarının ‘alternatif tıp’ adı altında sunulan yöntemleri kullanmasının ölümcül sonuçları olabileceğini söyledi. Uzbay, ‘Eczane dışında başka hiçbir yerden ilaç temin edilmemeli’ diye uyardı

Bitkisel karışımlar, birçok türde ottan tutun çeşitli hayvanların kanları, dışkıları bile sahtekarların elinden sözde şifa diye sunuluyor. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı ve Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, kanser hastalarının alternatif yöntemlere başvurduğu zaman birçok tehlikeyle karşı karşıya kalabileceklerini söyledi.
İKİ BÜYÜK TEHLİKE
Alternatif tıp denilerek hastalara sunulan tedavi seçenekleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bir şeyin alternatifi ancak onun yerine daha iyi daha etkili bir yol, yöntem varsa söz konusu olabilir. Alternatif tıptan nemalananlar diyor ki; Normal yollarla, bildiğimiz tıp bu işi halletmiyor ama alternatif bir tıp var, onunla bu işi halledeceğiz’. Vatandaş, ‘Ben kanseri tıpla çözemedim ama alternatif bir tıp var, o çözecek’ diye düşünüyor. Bu nasıl mümkün olabilir? Kanserin çok hızlı ilerleyen türleri var. Kansere karşı savaşın kazanılması bakımından tedaviye başlangıç zamanı ve tedavinin sürekliliği çok önemli. Hasta, alternatif yöntemlere girdiği zaman karşısına birkaç tehlike çıkıyor. Bunların ilki alternatif yöntemlerle zaman kaybedip, tedaviye doğru zamanda başlayamamak… Bu durum yüksek oranlarda ölümcül olabiliyor. Halbuki erken başlansa hayatı kurtulabilecek. Diğer bir tehlike ise hastanın normal tedavisi sürüyor ama bir de alternatifi ekliyor. Bu durumda tehlike ikiye ayrılıyor. Birincisinde alternatifi sürdürüp normal tedaviyi keserse hastalık nüksediyor. İkincisi ise tedavilerin etkileşimi… Çünkü alternatif tıp adı altında bir takım bitkisel ürünler var. Bunların birçoğu farmokolojik etki içeriyor. Ya da farklı birtakım yöntemler, kullanılmakta olan ilaçlarla etkileşiyor. Bunlar bilmediğimiz etkileşimler de olabilir. Böylece tedavi etkisizleşebileceği gibi tehlikeli zehirlenmeler de ortaya çıkabilir. Dolayısıyla kanser gibi ciddi hastalıklar söz konusu ise kanıta dayalı tıbbın alternatifi yoktur.
Bir kanser türü kemoterapi yöntemlerinden biriyle tedavi edilmeye çalışılıyordur ama yeni bir kemoterapi ilacı çıkmıştır. O ilaç öncekinden çok daha etkili ve yan etkisi daha azdır, işte bu alternatiftir. Ya da bir cerrahi yöntem var ve bu cerrahi yönteme alternatif öyle bir tedavi geliştiriliyor ki, gerçekten etkili olduğu gösterilmiş. O zaman biz cerrahi kullanmayız, alternatif olarak bu yöntemi kullanırız. Ama şu noktaya dikkat edin, bu söylediklerimin hepsi yine tıbbın içinde.
Hastalar çoğu kez takip eden doktoru da bilgilendirmeden kanıt düzeyi belirsiz alternatif yollara saptıklarında zarar görebiliyor. Bunun neticesinde doktorun başarısızlığı gibi bir sonuç da ortaya çıkabiliyor ve bu bence en vahimi. Maalesef kanser hâlâ çok amansız bir hastalık… Hastalar ve hasta yakınları denize düşen yılana sarılır misali bir umut arayışı içine giriyorlar ve maalesef burada alternatif yöntemler kulağa hoş geliyor. Tıp (alternatif tedavi ile iyileşmeye) engel oluyor, doktorlar buna engel oluyor, ilaç firmaları buna engel oluyor gibi bir takım şehir efsaneleri ortaya çıkıyor.
İNTERNETTE PAZARLANAN
ÜRÜNLER

Bazı ürünler internetten pazarlanıyor. Bunlar çare olabilir mi?
Alternatif tıbba dair internette ne yazık ki kirli bilgiler dolaşıyor. Bu bilgiler doğru ise bu kadar hekim aptal mı? Yaygın olarak herkes bunu kullanır ve iyileşir. Maalesef internetten bunu pazarlayanlar peşin parayla çalışıyorlar, yüksek paralar teklif ediyorlar, kimse insanlık yararına bunu hastalara vermiyor. Hatta ben biliyorum ki bazıları işini garantiye almak için 6 kutu, 6 doz veya 6 aylık tedavi alırsanız yüzde 50 indirimli verebiliriz gibi kampanyalar yapıyor ve satışı garantiye alıyor. Eczane dışında başka bir yerden ilaç temin edilmemeli, internet güvenli değil. Bir de zaman zaman ortaya çıkan kanser ilaçlarının piyasada bulunamaması sorunu var… Dünyada üst düzey ilaçlar geliştirildi, geliştiriliyor ama ilaç geliştirme çok pahalı. Hepsi ülkemizde bulunmayabiliyor. Bunların bazıları, bakanlık onayıyla yurtdışından getirtilebiliyor. Geri ödeme sisteminde bulunmayanları vatandaş kendi cebinden ödeyerek getirtebiliyor. Hastalar açısından bu önemli bir problem. Türkiye’de vatandaşın büyük bir çoğunluğu hâlâ ilaç alırken sosyal sigorta sistemine tabii. Türkiye’de bu bakımdan vatandaş hâlâ şanslı ama kimse ne kadar şanslı olduğunun farkında değil. Aslında isteniyor ki ABD’deki gibi özel sigortalar olsun. Türkiye’de asgari ücretle sigortalı çalışan birinin SGK’sı devlet hastanelerinde ameliyat gibi birçok şeyi kapsıyor ama ABD’de öyle değil. Orada asgari ücretle çalışan bir adam belli ameliyatları yaptıramaz, belli tedavileri alamaz, çünkü bunları sigortası karşılamaz. Burada devlet güvencesinde. Devlet kendini korumak için ilaç endüstrisinden yaptığı ilaç alışverişinde euro ve doları sabitledi. Dolar/EURO kuru en son 2,83 - 3.50 arasındaydı. Yurtdışından gelen ilaçlara devlet, “En fazla 3.5 avro öderim” diyor. Firmalar bundan rahatsız oluyor ve az kâr ettikleri ilaçları piyasadan çekiyorlar. Bu sefer ilaca erişim zorlaşıyor. Nedenlerden biri bu.

ABD yaşlılarda ilaçtan zehirlenme sıklığında şampiyon

“ABD’de ilaç zincir eczanelerde, marketlerde satılıyor. Kapitalist sistem bunu teşvik ediyor. Markette taşeron işçi gibi eczacı alıp maaşlı çalıştırıyor. Markete girdiğin zaman istediğin ürünü alıyorsun, ilaç da öyle. Rafın başına geçip ilacını seçiyorsun. Bazı marketlerde içerideki eczane bölümüne danışabiliyorsun, bazıları bunun için ek ücret alıyor. Bu ilaçlar arasında tansiyon ilaçları, mide ilaçları gibi hekim tanı koymadan alınmaması gereken birçok ilaç var. Oradaki sisteme hayranlık duyuyoruz ama insani bakımdan ABD her şeyi doğru yapmıyor. Örneğin ABD yaşlılarda ilaçtan zehirlenmelerde dünyada ilk sırada yer alıyor. Bu sonuç, sistemin çok da umurunda değil. Türkiye ise hâlâ bu sisteme direniyor.”