Yazarın Yazıları

Türkiye’de öğrencilerin barınma sorunu çok geçmişe uzanıyor. Bunun en basit örneği 1961 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan değerli sinema oyuncusu Cüneyt Arkın. Kendisi katıldığı bir galada mikrofonlara şunları söylüyor: "Üniversiteye geliyor, yurt meselesi, yatacağı yeri yok çocuğun.

Yakın zamanda sağlık çalışanları üzerinde yapılan güzel bir çalışmaya denk geldim. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Tekin AKPOLAT ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Oğuz UZUN’un yaptığı ve JOURNAL OF INFECTION’da yayınlanan çalışmaya göre sağlık çalışanlarının Coronavac aşısı sonrası ölüm oranları araştırılıyor.

“Sağlık çalışanlarına el kaldıranları affetmek mümkün değil. Bunların teröristten hiçbir farkı yoktur. Bizim için teröristlerin konumu neyse bunların konumu da odur.”

Hayallerini gerçekleştirmek isteyen insanlara bazı kişiler “idealist” diyor. Kendi yenilgilerini ve karamsarlıklarını da "realizm" olarak gösteriyor. İki tür idealizm vardır: Birincisi, felsefi anlamda idealizmdir. Platon’un idealar dünyası bu çerçevede değerlendirilebilir.

Son zamanlarda Andımız tartışmalarıyla gündeme gelen Doktor Reşit Galip’in tanınmaya değer bir yaşam öyküsü var. 1893’te Rodos’ta doğan ve liseyi İzmir’de okuyan Reşit Galip; 1911 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ne girmiş, ikinci sınıfta patlak veren Balkan Savaşı’na, dördüncü sınıfta iken de Birinci Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katılmıştır.

14 Mart’ın “Tıp Bayramı” olarak kutlanmasının sebebi sanıldığının aksine 1827 yılının 14 Mart’ında ilk tıp okulu olan Tıbhane-i Amire’nin Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda açılması değildir.