Aklın yolu birlik

Meslek örgütlerinin yapısını değiştirmeye yönelik planlar, yıllardır belirli aralıklarla temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp gündeme getiriliyor. Maalesef, en önemli gündem maddesinin Covid-19 pandemisinin olduğu, herkesin can havliyle büyük bir mücadele yürüttüğü bir esnada bu karanlık planın ilk aşaması devreye sokuldu ve yangından mal kaçırırcasına Türkiye Barolar Birliğine ilişkin yasada değişiklik yapıldı. Barolarla başlayan bu süreçte sıranın diğer meslek örgütlerine de geleceği apaçık ortada. İlk yarayı adaletin ve adaletin temsilcilerinin aldığı noktada, diğer meslek örgütlerine müdahele etmek, onları (yani bizleri) domino taşları gibi devirmek daha da kolaylaştı. Bu tehlikeli planın ikinci aşamasının devreye sokulması için bugün beklenen tek şey var: Uygun bir zaman...

Covid-19 pandemisinin sona ermeye yüz tutacağı, hayatın normale dönmeye başlayacağı günlerde, meslek örgütlerini bölme, zayıflatma, arka bahçe yapmaya yönelik dosya yeniden raftan indirilecek. Ve bizler Covid-19'a karşı verdiğimiz mücadelenin ardından yeni bir sınava tabi tutulacağız: "Birlik" sınavı...

Toplum sağlığını korumak, ülkemize ve insanımıza değer katmak için Türkiye’nin her noktasında hizmet veren 40 bin eczacının çatı örgütü olan Türk Eczacıları Birliği, 2 Şubat 1956 tarih ve 9223 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu ile kurulmuştur. 1. Bölge İstanbul Eczacı Odasının da aralarında olduğu 7 kurucu Eczacı Odası ile faaliyetlerine başlayan ve bugün bünyesinde 54 Eczacı Odası bulunan Türk Eczacıları Birliğimiz, Anayasa’da kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanarak Anayasal bir kurum hüviyetini almıştır. Odalarımız ve Birliğimizin seçimleri iki yılda bir demokrasi şöleni şeklinde yapılır ve üyelerimiz yönetimlerde en demokratik şekillerde temsil edilir. 

Bir ülkenin meslek örgütlerine verdiği önemin derecesi, dünyada yer aldığı konuma ilişkin çok şeyi gösterir. Tüm çağdaş-demokratik toplumlarda meslek örgütleri, mesleklerin insan ve toplum yararı için icra edilmesini ön planda tuttukları ve yarattığı katma değeri mesleğin ve meslektaşlarının gelişimine harcadıkları göz önünde bulundurularak el üstünde tutulur. Aklın ve bilimin referans alındığı bu ülkelerde akademik meslek örgütleri, hayatın olmazsa olmaz unsurlarıdır ve toplumu ilgilendiren kararlar alınırken söz sahibidir. Meslek örgütlerinin etkisiz olduğu,  yok sayıldığı, ayak bağı olarak görüldüğü ülkelerin ortak özelliği ise “geri kalmışlık” olarak tanımlanabilir.

Bu bağlamda, meslek örgütlerinin güçlü olmasını savunmak sadece mesleğin ve meslektaşların haklarını savunmak değil, insanın, toplumun, ülkenin geleceğini savunmak anlamı da taşır. Mesleğin bilimsel temelde icra edilmesini ve meslek deontolojisini savunmanın yanı sıra, halkın ve devletin menfaatlerini koruyan, kamu yararını gözeten meslek örgütlerinin yarattığı ekonomik ve sosyal faydanın değeri hiçbir şeyle ölçülemez. Meslek örgütlerinin "çoklu" olması durumunda kamu yararına olan tüm faaliyetleri yara alacaktır. Böyle bir durumda,  “sahibinin sesi” meslek örgütleri yaratılmış olacak, demokrasi kaybedecek, toplum kaybedecek, Türkiye kaybedecektir. 

Meslek örgütlerini birer “tabela meslek örgütü” haline getirmenin hedeflendiği bu tehlikeli süreci durdurmak için hepimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Hem yerelde hem genelde birlik olmaya mecburuz. Türk Eczacıları Birliği diğer meslek birlikleriyle, Eczacı Odalarımız ise kentlerinde bulunan akademik meslek odalarıyla iş birliğini ve güç birliğini arttırmalıdır.  Yarın bugünden başlar ve vakit kaybetmeden yarına bugünden hazır olunmalıdır.  

Ya bizleri bölecek, parçalayacak ve en sonunda yutacaklar ya da kenetleneceğiz ve bu oyunu bozacağız.

Covid-19 pandemisinin sona erdiği, hayatın normalleştiği günlere bir an önce kavuşmayı diliyor, yazıma Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözüyle son veriyorum:

“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.”

 

İSTANBUL ECZACI ODASI BAŞKANI ECZ. Z. CENAP SARIALİOĞLU

Etiketler
meslek örgütleri